Son Haberler :

Sağlık

Kadın Sağlığı

Ruh Sağlığı

Reklam

reklam

Diyet zayıflama

Twitter Canlı Yayın

Önce estetik sonra nikah

7 Eylül 2010 Salı

Şimdiki gelinler artık evlenmeden önce estetik merkezlerinin yolunu tutuyorlar. Pek, gelin adayları en çok hangi yöntemleri tercih ediyorlar?

Şimdiki gelinler artık evlenmeden önce estetik merkezlerinin yolunu tutuyorlar. Gelin adaylarının hayatlarının en özel gününde kusursuz görünmek için çeşitli tedavi yöntemlerini tercih ettiklerini belirten Epila Slimmed Club genel koordinatörü Ayşe Bocan bize en çok tercih edilen yöntemlerden bahsetti.

İşte gelin adaylarının tercih ettiği yöntemler;

Lazer epilasyon: 
Vücuttaki istenmeyen tüylerden ve kıl köklerinden kurtulmanın en modern, en hızlı, en sağlıklı, en nazik ve en etkili yöntemi olan lazer epilasyon, düğün hazırlığı yapan gelin adaylarının da en çok tercih ettiği tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Annelerinin de desteği ile epilasyon yaptıran gençler bir ömür boyu en önemli sorundan kurtulmuş oluyorlar.

Karboksiterapi: 
Formda bir gelin olmak isteyen adayların karboksiterapi yöntemini tercih ettiğini belirten Ayşe Bocan bu sayede gelin adaylarının bölgesel kilolarından kurtulduğunu söylüyor. Karboksiterapi, cerrahi olmayan yöntemle lokal yağların ve selülitlerin yok edilmesini sağlayan bir yöntemdir. Ortalama 10 seansta sonuç alınırken, daha ilk uygulamalar da bile ciltte gözle görülür bir sıkılaşma meydana gelir.

Kalıcı makyaj: 
Düğünden sonra da güzel görünmek isteyen gelin adayları kalıcı makyajı tercih ediyorlar. Özellikle dudaklara yapılan kalıcı makyajı tercih eden gelin adayları dudak kenarına çekilen kontürler ile daha kalın görünümlü dudaklara da sahip olabiliyorlar. Bu tedavilerin ortalama süresi ise ortalama bir saat sürüyor.

Lazerle leke tedavisi: 
Özellikle yüzlerinde bulunan lekelerden kurtulmak isteyenler, lazerle leke tedavisinden yararlanarak yüzlerindeki lekelerden kurtuluyorlar. Lazerle uygulanan bu tedavi ile güneş lekeleri başta olmak üzere kozmetiklere bağlı gelişen lekeler, çiller, dövmeler de vücuttan çıkartılabiliyor.

Cilt bakımı: 
Duru ve sağlıklı bir cilde sahip olmak için cilt bakımının da önemini vurgulayan Ayşe Bocan cilt bakımında uygulanan serumlar ile cildin yoğun bir şekilde nemlendiğini ve böylece cildin dolgunlaşmasını ve normal fonksiyonlarını yerine getirebildiğini söylüyor.

Kaynak: pudra. com

İş stresi hakkında...

İş hayatı, günümüzün insanın yaşamında önemli bir yer tutar. Çalışanlarda, gerek kendi gerekse patronların beklentileri, insan iç dünyasında gerilimlere yol açar.

Stres organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ve zorlanması ile ortaya çıkan bir tepkime olduğunu söyleyen uzmanlar, kadınların strese karşı, psikolojik tepkilerinin daha yoğun buna karşılık fizyolojik tepkileri ise erkeklerden daha zayıf olduğunu dile getiriyorlar.

Tehdit ve zorlamalar karşısında canlı kendini korumaya yönelik bir tepki zincirini harekete geçirme özelliğine sahip olduğunu anlatan uzmanlar, "Bir tehlike ile yüz yüze gelen canlı başa çıkamayacağına inandığı bu tehlikeden uzaklaşmaya çalışır, başa çıkacağına inandığı tehlike ile savaşır ve böylece yeni duruma bir uyum sağlar.

Uyum sağlayamadığı durumlarda ise bu kez organizmada bir takım olumsuzluklar çıkmaya başlar. Esas itibarla stres oluşturan faktörler, insanın başa çıkabileceği ya da üstesinden gelebileceğini düşündüğü konularda yaşanan sorunlardır. Zira insanın kendi gücünü aşan problemler kesin bir teslimiyetle kabul edilir ve belirgin bir stres nedeni oluşturmaz" dediler.

İŞ STRESİ NEDİR?

Günümüz iş hayatında, sadece Türkiye'de değil bütün dünyada, ekonomik koşulların ağırlaşması, rekabet şartlarının artması sonucu çalışanlardan beklentiler yükselmiştir. İş hayatı, günümüzün insanın yaşamında önemli bir yer tutar. Çalışanlarda, gerek kendi gerekse patronların beklentileri, insan iç dünyasında gerilimlere yol açar. Eğer söz konusu kişi bir işverense şirketinin geleceği, çalışanların uyumsuzluğu ve problemleri, alt yöneticilerin sorunları, finans ve yatırım planlamaları strese neden olur. İş verenlerin yüklendikleri stres, genelde çalışanlardan daha fazladır. Ama umumiyetle patron ve çalışanlar birbirini anlamazlar, kendi yüklendikleri stresi önemser, diğerininkini yok sayarlar.

İŞYERİNDE STRES BELİRTİLERİ

Stres durumlarında insanlarda hem bedensel hem psikolojik düzeyde bir dizi olaylar meydana gelir. Başa çıkamadığı streslerin biriken ve yoğunlaşan etkileri sonucu davranış düzeyine yansıyan bazı belirtiler şunlardır:
*İş kazalarının ve hataların artması
*Sigara ve içki içme eğiliminin artması,
*İşe odaklanamama ve görevlere gerektiğinde yoğunlaşamama
*Uyku bozukluğu
*Gelecek üzerine kaygıların artması,
*İşyerinde tartışma, öfke, düşmanlık ve kızgınlık dalgaları,
*Dayanışma eksikliği,
*Değersizlik, yetersizlik duyguları, güvensizlik "Düşüncem bu" diyememe,
*Arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinde aksamalar
*Alışılmıştan daha titiz veya işin gerektirdiğinden daha fazla kontrolsüz bir şekilde çalışmak
*O zamana kadar hiç önemsemediği bir takım sağlık sorunlarına birden yoğunlaşmak ve onları abartma eğilimi *Patronlarına ve iş arkadaşlarına alışılmışın dışında farklı ve dengesiz davranmak

İŞ STRESİNİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER

Çok fazla sorumluluk altında olmak, Fiziki görüntü ile ilgili endişeleri olmak, Mesleki ilerleme ile ilgili endişeleri olmak, İş tatminsizliği içinde olmak, Görev dağılımında adaletsizlik olduğunu düşünmek, Kendi üstündeki şeflerine güvensizlik Dinlenme ve eğlenceye ayıracak zamanın olmaması, Yapacak çok fazla şeyin olması, Birlikte çalıştığı ekipte uyumsuzluk İşle ilgili düşüncelerinde reddedilme korkusu, özel hayatla alakalı düzensizlikler Alınan ücret ve maaşlar konusunda kaygıların olması ve bu konuda yaşanan belirsizlikler.. İş yeri ortamında özellikle bayanlara yönelik gizli ya da belirgin cinsel, fiziksel ve psikolojik tacizlerin olması Yakın akraba ya da dostlarından birinin ciddi sağlık sorunları yaşaması

İŞ STRESİNDE KADIN VE ERKEK DAVRANIŞLARI

Yapılan araştırmalar çalışan kadın ve erkeklerin stres tepkilerinde aşikar farklar olduğunu ve bu farkların çocukluk döneminde daha açık olarak gözlendiğini ortaya koymuştur. Erkeklerin iş stresinden kaynaklanan sebeplerin varlığı halinde; agresif bir yapıya girdikleri ve daha çok saldırganlık gösterdikleri, bunu karşılık kadınların ise stres karşısında kaygı ve çökkünlük gösterdikleri tespit edilmiştir. Kadınların strese karşı, psikolojik tepkileri daha yoğun buna karşılık fizyolojik tepkileri ise erkeklerden daha zayıftır. Bu yüzden stresin meydana getirdiği fizyolojik aşınma bayanlarda çok daha azdır. Buna karşılık stresin oluşturduğu psikolojik bilanço ise bayanlarda daha ağırdır. Bu nedenle ortalama ömür olarak bayanlar daha çok yaşarken, erkekler ise bayanlara göre daha az depresyon ve diğer ruhsal bozukluklar yaşarlar. Şurası çok önemlidir ki; depresyon ve panik atak en çok çalışan bayanları vurur. Depresyon ve anksiyete bozuklukları, çalışan bayanlarda normalden 5 misli daha fazla görülmektedir. Bu çok önemli istatistiki bir analizdir.

STRESLE BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI

Bir kere uzak gelecek üzerine plan yapmayın. Çünkü gelecek belirsizliklerle doludur. Uzun vadeli planlama, hayal kırıklığı ile sonuçlanabilir. Tabi bu noktada plansız programsız yaşayın da demiyoruz. Sadece uzun vadeli planlarınıza çok yoğunlaşmayın ve her zaman gerçekleşmeme ihtimalini de göz önünde bulundurun.

Yapacağınız işleri önem sırasına göre derecelendirin ve en önemli işten başlangıç yapın. Zira önünüzde çok önemli bir iş varken, tali görevleri yapmak hem daha fazla stres oluşturur hem de hata ihtimalinizi arttırır. Randevularınız arasında zaman bırakın, iki randevu arasında mutlaka olabilecek extra bir iş için bir zaman dilimi ayırın. Ayrıca bu uygulama bir randevunuz umduğunuzdan uzun sürerse, sizin bu konuyu stres yapmanıza engel olacaktır.

Stresli işlerin organizasyonunu bir araya sıkıştırmayın. Örneğin işte yoğunsanız o gün arkadaşlarınızı davet etmeyin. Yapabileceğinizden daha fazlasını söz vermeyin. "Hayır" demeyi öğrenin. İhtiyaç duyduğunuzda ailenizden ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin.

İyi bildiğiniz bir konu bile olsa şeflerinizle ya da arkadaşlarınızla iştişare edin. Bu durum gözden kaçırdığınız bir hususu aklınıza getirebilir ve daha emin ve güvenli hareket etmenizi sağlar. Unutmayınız ki, patronlar işini çok iyi bildiğini düşünüp, danışma yapmayanları değil, işe çok hakim olmasa bile sürekli görüş alan elemanları daha çok tutarlar.

Patronları ya da şefleri bezdirme yapmadan sık sık danışma profiline sokarak onları onere edin. Bu hem şeflerle diyalogunuzun gelişmesini sağlar hem de yaptığınız işteki stres yoğunluğunu hafifletir. Eğer bir işverenseniz ve yönetiminizde bir çok insan varsa, onlara rahat çalışma imkanı sağlayın. Çalışanlarınızı yoğun elektronik cihazların bulunduğu odalara hapsetmeyin. Mümkünse bir yada bir kaç çalışana bir oda tahsis edin. Çalışma ortamında bir çok elektronik cihazın olması iş ve işci sağlığı açısından da olumsuzluk ortaya çıkarır. Verimlilik düşer, çalışanlarda baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, kırgınlık, odaklanamama gibi şikayetler baş gösterir. Böyle çalışma ortamlarında stres eşiği çok düşer, elemanların zorluklara karşı dayanıklılığı ve mücadele gücü çok azalır.

Çalışma ortamlarında hoş kokulu bir yada bir kaç çicek bulundurun. Zira güzel kokuların, insan hayatında ki motivasyon gücü, tahmin edilenden de çok fazladır. Yapılan araştırmalar koklamaktan zevk aldığımız kokuların stres düzeyini çok düşürdüğünü saptamıştır. Limon, zambak, lavanta, mango kokuları hem, bağışıklık sistemini güçlendirirken hem de stresin fizyolojik ve psikolojik etkilerini tolere edilebilir bir düzeye getirir.

Kaynak: pudra. com

Seks yaşamını tatlandırma yolları…

Hayat ne sıkıcı değil mi? Onu renklendirmeye en güzel yerinden, seks hayatınızdan başlamaya ne dersiniz?

Düzenli ve renkli bir cinsel yaşamın faydaları tartışılmaz. Peki, cinsel yaşamınız rutine girdiyse neler yapabilirsiniz? İşte, yaşamınıza renk katacak önerilerimiz…

Saklanma oyunu 
İşe, sevgilinize bir not yazmakla ya da telefonuna, telesekreterine sesli mesaj bırakmakla başlayın. Yazılı bir notsa bu, belki buzdolabının üzerine, yastığının üzerine koyun notunuzu… Mesela, yakındaki çiçekçiye uğramasını söyleyin. Onun için ayırttığınız çiçeğin içinde diğer yönlendirme notunuzu görecektir. Yönlendireceğiniz yer, farklı bir gece geçireceğiniz ilginç bir otel, mumlarla aydınlatılmış yatak odanız ya da köpükle doldurulmuş küvetiniz olabilir.

Jartiyer seksi
İşten eve dönerken akşam yemeği için yoldan pizza, hamburger ya da sandviç gibi kolay yenebilir yiyecekler alın. Çünkü, evde yemek faslıyla uğraşmamanız, akşam yemeğini masada uzatmamanız gerekiyor. Varsa çocuklarınızı uyuttuktan sonra onu yatak odasına davet edin ve yatağa uzanmasını söyleyin. Işıkları azaltıp, yeni aldığınız jartiyerinizi ortaya çıkarana kadar yavaşça soyunun.

Bağla ve tahrik et
Önce kimin kimi yatağa bağlayacağını seçin. Sevgilinizi el ve ayak bileklerinden bağlayın. Sonra da “dur”, “yapma” gibi kelimeleri birbirinize yasaklayın. Sizin istediğiniz sadece küçük bir oyun… Bağlı olan partnerinizse, yavaşça ve karşı konulmaz bir şekilde onu baştan çıkarın. Sonuna kadar zevk almaya çalışmanız gereken bu sevişmede, hayallerinizi ve fantezilerini coşturacak senaryolar yaratın. Belki işin içine seks oyuncakları, yeni sevişme pozisyonları da girebilir.

Banyoda seks
Bugüne kadar hiç yapmadıysanız, partneriniz duş alırken sessizce içeri girip çıplak bir halde karşısına çıkarak onu şaşırtın. Birbirinizin vücudunu köpürtmek ve yavaş hareketlerle okşamak gibi erotik oyunların yaratıcılığı hayal gücünüze kalmış!

Ofiste seks
Partneriniz ya da siz, kendinize ait odanızın olduğu bir iş yerinde çalışıyorsanız, riskli ama bir o kadar heyecan verici ofis fantezisi için harekete geçmelisiniz. Tabii önceden ne yapacağınıza dair haber vermeden, bir bahane ile ya siz onu ofisinize davet etmeli ya da çat kapı ofisine gitmelisiniz. Kapıyı kilitlemeyi unutmayın!

Öğle arası kaçamağı
Öğle yemeği arasında birlikte yemek yemeyi teklif edeceğiniz partnerinizi, önceden oda rezervasyonu yaptırdığınız otele götürün. O, muhtemelen otelin restoranında yemek yiyeceğinizi sanacak. Ama siz onu odaya çıkarıp yemeğinizi de odaya getirterek ilginç bir fanteziyi hayata geçirebilirsiniz. Elinizi çabuk tutun, işe geç kalmayın…

Kaynak: pudra. com

Gülben Ergen'in lohusa diyeti

İkizlerini dünyaya getiren Gülben Ergen, üç ayda 10 cm incelmeyi başardı. Doktoru Mustafa Karataş, Ergen'in nasıl inceldiğini anlattı.


Üç ay önce ikiz bebeklerini dünyaya getiren ünlü sanatçı Gülben Ergen, yedi aylık hamileyken erken doğum yaptı. İkiz bebekleri Ares ve Güney tam 40 gün hastanede kaldı. Ergen, ancak 40 gün sonra lohusalık diyetine başlayabildi. Doktoru Mustafa Karataş, Ergen'in doğumdan sonra 10 santim incelmesini sağlayan lohusalık diyetini ve vücudu toparlamak için uyguladıkları yöntemleri anlattı...

Gülben Ergen'i ilkdoğumundan sonra da siz mi forma sokmuştunuz?
Gülben Hanım'la ilk doğum ve ikinci çoğul gebelik sonrası bazı süreçleri birlikte atlattık. Doğal olarak ortaya çıkan bazı deformasyonları gidermek için çaba sarf ettik. Gülben Hanım, hamileliği boyuncu kontrollü kilo almasını, Diyetisyen Doktor Gonca Güzel ile yaptığımız sağlıklı konsültasyonlarla başardı.

Peki Gülben Hanım için yeni yöntemler uyguladınız mı?
İlk doğumunu takiben kat ettiğimiz yolu şimdi tekrarlıyoruz. Tedavisindeki tek fark; işleri biraz daha kolaylaştıran, 'Ultralyse' denilen zayıflamadaki yeni bir trend. Fakat kolaylaştırıcı faktörler olduğu kadar, zorlaştırıcı etkenler de var. En büyük etken ise ikiz doğum yapması... Ama yine de Gülben Hanım, beklediğimin üzerinde bir iyileşme gösteriyor.

HAMİLEYKEN YOGA YAPTI

Bu programlar Gülben Hanım'ın bebeklerini emzirmesini engelledi mi?
Emzirme döneminin sağlıklı ilerlemesi için süt kalitesi ve miktarını bozacak hiçbir tedavi uygulamıyoruz. Sonuç itibariyle Gülben Hanım için aslolan bebeklerin sağlığı ve gelişimiydi, ki koruyucu hekim olarak ben de bunun aksi yönde bir protokol izlemem. Estetik her zaman sağlığın arka penceresidir.

Sizce Gülben Ergen nasıl bir hasta?
İkiz bebekler dünyaya getirmesine rağmen vücudunun hızla düzelmesinin nedeni, seanslara ve söylenenlere harfiyen uymasıdır. Atlanmaması gereken bir gerçek de, genetik olarak aldığı iyi bir cilt mirasıdır. Bu faktör de işleri kolaylaştırıyor. Bu arada hamilelik dönemi ve sonrası her şeyin daha iyi ve hızlı ilerlemesi için doktoruyla da sürekli konsültasyon halindeydik. Ayrıca Gülben Hanım'ın ısrarla vazgeçmediği ve benim de desteklediğim ruh ve beden iyileştirici yoganın da kendisine büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.

TATLI DA DAHİL HER ŞEYİ YEDİ


Gülben Hanım, diyetinde her zaman doğal ve organik gıdalar tüketti. Yağ kısıtlaması ve özellikle kırmızı etten ve salamura gıdalardan uzak durması, benim yürüttüğüm tedavinin sonuç vermesi açısından şarttı.
Sebze ve meyveyi, bitkisel çayları düzenli ve eşit olarak bölmeye çalıştık. Tek tip bitkisel desteklere yönelmedi.
Tatlı istediği zamanlarda kahverengi şeker ve yağsız sütle yapılmış sütlaç veya muhallebi yedi. Ama porsiyonlarını küçülttü. Ara öğünlerde tatlı yediği zaman, ana yemekte değişiklik yaptık.
Meyve olarak çok şeker içeren muz ve incir hariç, bütün meyveleri yedi.
Tüm gıdaları aldı, herhangi bir yasak koymadık. Sadece saatlerine çok dikkat etti. Kahvaltı; sabah, öğlen yemeği; öğlen saatlerini geçmeyecek şekilde ayarlandı. Ara öğünlerde bazen tatlı ile meyve yer değiştirdi.

38 BEDEN OLMASINA TAM ÜÇ KİLO KALDI

Gülben Ergen'in zayıflamasına yardımcı teknolojiler şöyle:

ULTRALYSE: Bir seansta iki-beş santim incelme sağlıyor. Düşük frekans ses dalgaları ile yağ hücresi küçültülüyor ve böylece istenilen bölgede daha rahat incelme sağlanıyor. Bu sistemle yağların vücuttan uzaklaştırılabilmesi için hastanın özel yağsız diyeti de uygulaması gerekir. Gülben Hanım Ultralyse ile 10 santim incelme sağladı. 38 beden olmasına tam üç kilo kaldı. Üç kiloyu da verdikten sonra çok daha güzel bir siluetle karışılaşacağımıza eminim.

SCAN BODY İNDEKS: İyileşmenin ve yağ kaybının sürekli ölçülmesi, değerlendirilmesi zorunludur ve kayıt altında tutulmalıdır. Ergen'in istikrarı işimizi çok kolaylaştırdı.

RADYOFREKANS: Cildin sıkılaşması ve diri görünmesi, en az yağ doku kaybı kadar önemlidir. Radyofrekans sıkılaşma konusunda en büyük yardımcımız oldu.

"RADYOFREKANS HAYATIMI KURTARDI"

Gülben Ergen doğumdan sonra yaşadıklarını anlattı: "Mustafa Karataş'a çok güvenirim, çünkü değerlerime saygı duyar ve onlara öncelik tanır. Beslenmemle ilgilenir, tavsiyelerde bulunur, beslenme tarzımı ve vücut şeklimi iyi bilir. İlk hamileliğimden sonra, fazla kilolarımdan ve estetik olarak güzel durmayan çıkıntılarımdan çok rahatsızdım. Emzirme dönemi devam ederken katı rejim ve yağ yakan egzersizleri yapamadığım için yardıma ihtiyacım vardı ve Mustafa Bey'e geldim. Radyofrekans benim hayatımı kurtardı. Sonuca kimseler inanamadı. Bol su içtim, yürüdüm ve tabii ki yoga egzersizlerimi hiç bırakmadım. İkizleri dünyaya getirdikten sonra hemen kilo veremedim ama geçen ay televizyon programına başlayınca Mustafa Bey'in kapısını çaldım. Radyofrekansa ek olarak bana Ultralyse cihazını önerdi. Yine emzirebilecektim, çünkü sütün kalitesini etkileyecek bir risk yoktu. Bu yöntemde en büyük yasağım, yağ tüketmekti."

Kaynak: pudra. com

Hangi bitki neye iyi gelir?

Nane, biberiye, adaçayı, meyankökü, hatmi... Bu bitkiler hangi hastalıklara iyi gelir? Nasıl hazırlanmalı ve nasıl tüketmeliyiz?

Nane, biberiye, adaçayı, meyan kökü, zeytin yaprağı, hatmi; bunlar şifa niyetine bitkiler… Peki hangisi neye iyi geliyor, nasıl hazırlanmalı bilmek ister misiniz?

Nane
Neye iyi gelir? Hazımsızlığı, mide bulantısını ve midedeki gazı azalmasına yardım olur.

Kullanım: Beş adet yaprağı beş dakika boyunca demleyin, süzün ve yemek sonrasında için. Boğaz ağrınızı hafifletmek istiyorsanız da süzülmüş sıvıyı soğumaya bırakın ve gargara yapın. İçerdiği mentol antibakteriyel özelliklere sahiptir.

Biberiye
Neye iyi gelir? İçki sonrası oluşan baş ağrılarının dindirilmesine yardımcı olur.

Kullanım: Bir dalı kesin veya bir çay kaşığı kuru biberiyeyi ayırın. Bunu içmeden önce sıcak suyun içinde beş dakika boyunca demleyin. Baş ağrısının azalmasına yardımcı olur ve konsantrasyonu destekler. Oldukça güçlü olduğundan günde bir fincan yeterli olacaktır. Aynı zamanda biberiyeyi şakaklarınıza sürmek de iyi gelecektir.

Adaçayı
Neye iyi gelir? Boğaz ağrısını azaltır.

Kullanım: Adaçayını 20 dakika boyunca suyun içinde bir çay kaşığı nane ve bir adet biberiye ile kaynatın. Soğuttuktan sonra gargara yaparak kullanın. Adaçayı aynı zamanda mide rahatsızlıklarının ve ateşin tedavisine yardımcı olur.

Meyan kökü
Neye iyi gelir? Öksürük, bronşiyal rahatsızlıklar ve mide ülserinin azalmasına yardımcı olur.

Kullanım: Bir çay kaşığı meyan kökünü bir bardak soğuk suya ilave edin. Kaynama derecesine kadar 10-15 dakika ısıtın ve süzün. Yemeklerden sonra bir fincan içebilirsiniz.

Zeytin yaprağı
Neye iyi gelir? Kalp ve damar hastalıklarının iyileşmesine ve yüksek tansiyonun düşürülmesine yarar.

Kullanım: İki çay kaşığı zeytin yaprağını bir bardak kaynar suyun içinde 10 dakika boyunca demleyin ve süzerek için.

Hatmi
Neye iyi gelir? Kuru öksürük, boğaz ağrısı ve sindirim problemlerine iyi gelir. Aynı zamanda idrar söktürücü etkiye sahiptir.

Kullanım: Bir tatlı kaşığı kurumuş yaprağı bir bardak suyun içinde kaynama noktasına kadar; ardından kısık ateşte 10-15 dakika boyunca ısıtın. Günde üç kez birer bardak içebilirsiniz. Aynı zamanda hatmi tanelerini vücudunuza sürerek sinek sokmalarını önleyebilirsiniz.

Kaynak: pudra. com

Güneş lekeleri kabusunuz olmasın

Güneş ışınları, kahverengi lekelere neden oluyor. Bitkisel özler içeren kozmetikler cilde zarar vermeden lekeleri hafifletme de iddialı.




Lekesiz bir cilt hayal değil..

Güneş lekeleri
Özellikle yaz sonrası pek çok kadının ciddi bir sorunu olan pigmentasyon lekeleri ciltteki melanin miktarının artması ve eşit olmayan bir şekilde dağılmaya başlaması nedeniyle oluşuyor. Pigment lekelerinin en büyük nedeni güneş.

Hormonal dengesizlikler leke yapıyor
Pigment lekeleri hormonal dengesizlikler sonucu da oluşabiliyor. Doğum kontrol haplarının kullanımı, hamilelik ve stres bu hormonal dengesizliklere neden olan başlıca etkenlerden. Tabii bir de çiller var ki onların oluşum nedenleri genetik ve yine güneşle birlikte çoğalıyorlar.

Ultraviyole ışınları
Güneşten gelen ultraviyole ışınları, sadece 5 dakikalık bir sürede melanin üretimini tetikliyor ve bu üretimin tam 36 saat boyunca devam etmesine neden oluyor. Ayrıca 72 saat sonra yine ciltte artan bir pigmentasyon dalgası oluyor. Tabii biz bu durumu cildimizde “bronzlaşma” olarak görüyor ve pek de şikayetçi olmuyoruz. Hatta hoşumuza bile gidiyor. Oysa bronzlaşma da tıpta bir cilt hastalığı olarak kabul ediliyor.

Kalıcı Lekeler
Güneşe uzun süreler maruz kalmak, pigment lekelerinin artması için bir davetiye çıkarmak gibi. Pigment lekeleri epidermisde ya da dermis tabakasında yer alabiliyor. Epidermisde yer alan lekelerin tedavisi yapılabilirken, dermise inen lekeleri, yukarı doğru hareket etmesi söz konusu olmadığı için estetik bakımlarla da geçirmek mümkün olmuyor.

Kaynak: pudra. com

Yağ yakan yiyecekler

Bu besinleri tüketerek mükemmel bir vücuda sahip olabilir, kilolarınızdan kurtulabilirsiniz...




Zayıflamak isteyenler, bu dört besine dikkat! Kırmızı biber, hindiba, greyfurt ve yoğurt vücutta yağ yakımına, kilo vermenize yardımcı oluyorlar.

Kırmızı biber
İçindeki acı madde “capcaicin”, vücudun kan dolaşımını hızlandırarak ısısını artırmasına neden oluyor. Vücudun forma girmesine yardımcı olan bu etkiye de “termojenes” adı veriliyor. Vücut ısısı ne kadar artarsa yağ yakımı da o derece hızlanıyor.

Hindiba
Hafif sarımsı bu sebze içinde kan damarlarına pozitif etkisi bulunan ve hazmı kolaylaştıran ‘intybin’ ya da ‘taraxin’ gibi çok özel keskin maddeler barındırıyor. Bu iki madde, vücuttaki asitlerin atılımında ve metabolizmanın düzenli çalışmasında önemli bir görev üstleniyor. Bu sayede tatlıya olan iştah azalıyor.

Greyfurt
Bu meyve içeriğindeki ikincil bitkisel maddeler ve C vitaminiyle gerçek bir form dostu olduğunu kanıtlıyor. Vücudun enerjisini artırırken açlık krizlerini önleyici etkisi bulunuyor.

Yoğurt
Kalsiyum olmadan metabolizmamız sadece sınırlı bir şekilde çalışmasını sürdürüyor. Bu yüzden iyi bir beslenme düzenine dikkat etmek sağlıklı ve kusursuz bir vücuda sahip olmakla aynı anlama geliyor. Az yağlı yoğurt içerdiği yoğun mineraller sayesinde vücudun yağ yakımını da belirli bir oranda yükseltiyor.

Kaynak: pudra. com

Aşkınızı tazelemenin 5 yolu!

Bir ilişkiniz varsa, fakat eski heyecanınızı kaybettiyseniz iyi bir fikir hayatınızı değiştirebilir.

Dr. Sabina Dosani ve Peter Cross, ‘İlişkinizi Tazeleyin’ adlı kitapta, “Kuralları unutun, size yeni fikirler gerek. İyi bir fikir hayatınızı değiştirebilir” diyor.

Bakalım, ilişkimize heyecan katmak, hayatımızı değiştirmek için nelere dikkat etmek gerekiyor.

ŞANSLI DUDAKLAR
Ağız kokusunu gidermede titiz davranma alışkanlığımız ağır basar; eğer soğan ya da sarımsak yemişsek, hemen nane şekerine davranır ya da maydanoz çiğneriz. Ama kaç kişi aynı özeni dudaklarına gösterir?
Kadınlar, erkeklere göre dudaklarını korumada daha başarılıdır. Onun için beyler, uçuklamış, pürtüklü, çatlamış dudaklar bayağı iticidir. Aksine sizi gitmek istediğiniz yerlere götüren, ipeksi, esnek dudakları düşünün.

Kadınlar da yanlış yapar, çok fazla ruj kullanır. Bu sanatçılara iyi bir görünüm sağlayabilir ama öpüşme sanatında işe yaramaz. Her gün sürülen hafif krem ya da parlatıcı dudaklarınızı öpüşmek için mükemmel kılar.
Eğer dudaklarınız çok çatlıyorsa, krem sürün ve diş fırçasını özenle sürterek kabukların dökülmesini sağlayın.
Şimdi asıl konuya gelelim. Kitaplarda öpüşme çoğu kez doyumsuzluk ya da açlıkla tanımlanır, sanki biri diğerini yiyormuş gibi. Elbette hafif ısıracaksınız, ama asla yutmaya kalkmayın.

1. FİKİR: ÖPÜŞME
En az 15 dakikanızı ayırın ve dilinizi kullanmadan başka sonuçlara götürmeyen bir öpücük seansı yapın. Dudaklarınızı birbirine sürtün ve sevgilinizin ağzının kenarlarını öperek onun gülümsemesini, bu yeni ve unutulmuş heyecanın tekrar zevkine varmasını sağlayın.

‘TV KAPATMA’ GÜNLERİ
Sönmeye yüz tutmuş bir ilişkiyi çabucak canlandırmanın çaresini mi arıyorsunuz? İşte size hızlı, masrafsız ve şaşılacak kadar basit bir yöntem: Televizyonu fişten çekin ve birlikte olağanüstü bir yaşama başlayın.
Çoğu çift her gün dört saat kadar televizyon izliyor. O manyak alet, belki konuşmanızı kesiyor, mum ışığındaki akşam yemeklerini engelliyor ve hatta bu sayfadaki fikirleri denemenize olanak vermiyor. Kanallar arasında gezinirken ya da seksi pembe dizinin 307’inci bölümüne dalmışken hayatınızın prime time’ının en önemli dört saatini yitiriyorsunuz.

2.FİKİR: TELEVİZYONSUZ BİR AY!
Neden televizyonsuz bir ay geçirmeyi denemiyorsunuz? Kumandayı bıraktığınıza göre, eşinizin düğmelerine basabilirsiniz.

‘İÇ’İNİZE KARIŞMAK GİBİ OLMASIN AMA!
İç çamaşırlarınıza karıştığımız için özür dileriz ama onlar hakkındaki küçük bir ayrıntı büyük farklar yaratır. Kadınlar bir ilişkinin başlarında birbiriyle uyumlu sutyen ve külotlar, dantel gömlekler ve vücutlarını sıkı sıkı saran korseler giymeye eğilimlidir. Erkekler iç çamaşırlarının temiz olmasına özen gösterir. Birkaç yıl sonra ise, rengi kaçmış, yıpranıp bollanmış dede külotları giyebileceğimiz yanılgısına düşeriz.

Ne kadar uzun süredir birlikte olursanız olun, partnerinizin seksi bir iç çamaşırı giydiğini bilmek her ikinizi de bir miktar titretir. Eşinize ciddi görünümlü gri iş kıyafetinizin altında en sevdiği renkte iç çamaşırı giydiğinizi söyleyin. Neden birbirinizin çamaşır çekmecelerini elden geçirip bulduklarınıza toz bezi olarak yeni bir işlev kazandırmıyorsunuz? Biliyoruz ki çekmecede dururken neye benzediklerini anlamak zordur, perdeleri kapatın ve denemeye başlayın.

3.FİKİR: JARTİYER KULLANIN!
Uylukların görünüşü hoş değildir. Bacakların bitiminde kıvrılıp kalmış ten rengi bir naylon çorap kadar bir ilişkiye zarar veren bir şey olamaz! Bu nedenle ister file, dantelli ya da incecik çorap giyin, jartiyer kullanarak eşinizi cezbedin ve ilişkinizi çoraplarınızla canlı tutun. Şok edici çoraplar stoklamaya başlayın!

HAYAL GÜCÜNÜN DUYUSU: KOKU
Aşkın dayanıklı olması için sıradan kokulardan çok daha fazlasına ihtiyacınız var. İlişkideki başarının tatlı kokusuna burnunuzu izleyerek erişebilirsiniz. Eğitimci Jean Jacques Rousseau koklamayı ‘hayal gücünün duyusu’ olarak tanımlar. Burnunuzdan giden uyarıları taşıyan 40 milyon koku alıcı sinir ucu olduğunu biliyor muydunuz? Bazı aromaların özel bir anlam taşıması ve yıllar sonra bile güçlü anıları canlandırabilmesi, bu yüzdendir.

Erkek ve kadın feromonlarının (cinsellik hormonu) kokusu farklıdır. Erkek teri, daha fazla asit içerir; bu nedenle kadınlarınkilere oranla keskindir. Parfümlerde sık kullanılan bu misk maddesi kadınları tahrik eder. Tıraş losyonlarının ya da erkek parfümü şişelerinin etiketlerinde neye bakacağınızı artık öğrenmiş bulunuyorsunuz!
Lavanta, şekerli çörek, meyan kökü, baharat ve kola kokuları erkeklik organında kan akışını hızlandırır. Tarçın, yasemin, misk, paçuli, gül, sandal ağacı ve vanilya, aromaterapi sülalesinin en tahrik edici esansiyel yağlarıdır. Cinsel istek uyandıran nöro-kimyasalların bu yağlar tarafından tetiklendiğine inanılır.

4.FİKİR: KOKULARA DİKKAT!
Lezzetli yemek kokuları zevk ve besin kaynağıdır. Ama sizin de bizim gibi her gün bir şeyler pişirmeye zamanınız yoksa, ufak bir hileye başvurup mutfağınızda vanilya çubuğu tüttürebilirsiniz.

KENDİNİZE ÖZEN GÖSTERİN
Onu her gördüğünüzde kanatlanıp uçacak gibi oluyordunuz ya hani! İkinizin de en iyi yanlarını ortaya çıkaracak birkaç yenilikle o heyecanı tekrar yaşatabilirsiniz. Kısa sürede harika görünmek için son dakikada birtakım giysiler, ürünler satın almanız ve bunların sonunda gardırobun dibini boylaması gerekmiyor.
Çoğu büyük mağaza, ücretsiz danışmanlık hizmeti sunuyor. Tek başınıza bir sürü mağaza dolaşmak yerine, bir saatlik danışma çok daha yararlı sonuçlar verir. Açık davranın. Uzun zamandır birlikte olduğunuz sevgilinizin midesini bulandırmayı değil, dizlerinin bağının çözülmesini istediğinizi söyleyin. Ölçülerinize, bedeninize, kişiliğinize ve kesenize uygun seçenekler sunulacaktır.

5.FİKİR: SEVGİLİNİZE HAZIRLANIN!
Sevgilinizle akşam buluşacaksınız. Öğleden sonra izin alıp bir güzellik merkezine gidin. Yeni bir parfüm deneyin. Erkekler, bir berbere gidip sinek kaydı tıraş olun! Kadınlar, bir mağazadaki makyaj uzmanıyla dostluk kurun. Ücretsiz olarak, en yeni numara ve teknikleri kullanılarak sizi yeniden yaratır.

Kaynak: pudra. com

Trendlere uygun alışveriş nasıl yapılır?

Trendleri takip etmek istiyor fakat aklınızdaki kombini üzerinize uyduramıyorsanız, alışverişinizi kolaylaştıracak ve size yardım edecek önerilerimize göz atın!

Alışveriş yapmak her kadın için çok zevkli bir eylemdir. Ama aradığınızı bulamadığınız için yanlış parçalar satın alıyor ve bunları bir türlü kombin yapamıyorsanız, yardıma ihtiyacınız var demektir.

İşte alışverişinizi kolaylaştıracak öneriler:

- Kısıtlı vakit strese sokar ve hata yaptırır. Alışverişe mutlaka rahat bir zamanınızı ayırın.

- Tüm mağazayı gezin ve beğendiklerinizin hepsini toplayın, aklınızda kalmasın. Kabin öncesi bir eleme yapın. Sadece en beğendiklerinizi ve içinize sinenleri deneyin. Bu şekilde giysi karmaşasından kurtulmuş, üzerinizdeki giysiyi daha sağlıklı değerlendirmiş olursunuz.

- Deneyeceğiniz giysiye uygun aksesuar ve ayakkabı bulup, onları da kabinde giysiyle deneyin ki kafanızda giysiyle ilgili soru işareti kalmasın. Ayrıca bu şekilde alacağınız parçanın kombine uygun olup olmadığı da ortaya çıkar. Eve gidince sürpriz olmaz.

- Çok beğendiğiniz ve " İşte budur!" dediğinizi parçayı mutlaka alın. Bu, sizin joker parçanızdır. Gardırobunuzun temelini bunlar oluşturur.

- Kaliteli, yüksek topuklu, şık bir ayakkabı ve klasik kesimli bir elbise mutlaka edinin. Bunlar, en acil durumlarda çözüm ortağınızdır. Yazlık ve kışlık "kurtarıcı" parçalarınız mutlaka olsun.


Masrafa girmeden, dolabınızı nasıl yenilersiniz?

- Gardırobunuzdaki herşeyden fazlasıyla sıkılmış olabilirsiniz çünkü hep aynı tarzda, aynı parçaları ezbere giyiyorsunuz, değil mi? Oysaki farklı bir yorumla giymekten zevk alacağınız parçalar çıkartabilirsiniz. Denemekten korkmayın, ezberin dışına çıkın!

- Sürekli giydiklerinizi ayırın. Kalan parçaları inceleyip, bunları daha önce birleştirmediğiniz giysilerle birleştirin, farklı kombinler çıkartın.

- İhtiyaç listesini bu işlemden sonra yapın. Bu şekilde işe yarar ve gerçekten ihtiyacınız olan parçaları alırsınız. Eksik neyiniz varsa onu tamamlarsınız. Ayrıca, trendlere uygun bir kaç bişi yeter de artar bile! Böylece, önceki giysilerinizle yeni kombinler yapma imkanı da çıkar.

Kaynak: pudra. com

Terleme hastalık belirtisi olabilir!

Dikkat dikkat! terleme bir hastalık değil bir belirti olabilir. İşte terlemenin türleri, belirtebileceği hastalıklar ve tedavi yöntemleri...

Özellikle yaz sıcağında birçoğumuz yaşarız bu sıkıntılı durumu; yani terlemeyi... Koltuk altı botoksu gibi yeni çözümler olsa da, terleme bir hastalık sinyali olarak tehlikeli bir hale dönüşebilir. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hasan Aydın, terlemenin bir hastalık değil bir belirti olduğunu belirterek “Terleme özellikle hormonal hastalıkların bir sinyali olabileceği için basite alınmadan incelenmesi gerekir” diyor.

Sağlık açısından terleme ne demektir?

Terleme, vücut ısısının sabitlenmesi için ter bezlerinin sıvı üretmesidir. Aşırı çalışması normalden fazla derecede sıvı kaybına neden olan durumdur ve bir hastalık değil belirtidir. O nedenle terlemeyi basite almamak gerekir.

Terlemenin türleri var mıdır?

Terleme genel ve lokal olmak üzere ikiye ayrılır. Genel olanlar vücudun tamamında görülürken lokal terleme el ve ayaklarda kendini gösterir. Lokal terleme problemi genellikle 18–30 yaş arası kişilerde sıktır ve bu genç hastalar elleri çok terlediği için strese girer, strese girdikçe de elleri daha çok terler. Bu durum kişinin sosyal ortamlarda huzursuz olmasına hatta iş ve kariyer seçiminde olumsuz etkilere neden olabilir.

30 yaş üstü hastalar çoğunlukla genel terleme ile gelir ve terleme çoğunlukla sistemik bir hastalık belirtisidir.

Terleme hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

Özellikle genel bir terleme artışı varsa sistemik bir hastalık düşünülüp araştırılarak tetkikler yapılmalıdır. Aşırı terlemeye çoğunlukla hormonal hastalıklar neden olur. Terleme metabolizmanın bir sonucu olarak ortaya çıktığından özellikle vücut metabolizmasını hızlandıran hastalıklar öncelikle araştırılmalıdır. Tiroid bezinin aşırı çalışması yani hipertiroidi en sık aşırı terlemeye neden olan sistemik hastalıktır. Bu nedenle bu hastalığın diğer belirtileri olan çarpıntı, kilo kaybı, ellerde titreme, aşırı sinirlilik, saç dökülmesinin var olup olmadığına bakılır.

Hipertiroidi gibi büyüme hormonu fazlalığı ve adrenalin hormonundaki normal dışı çalışma da aşırı terlemeye neden olan diğer hormonal hastalıklardır.

Menopoz sonrasında da kadınlarda aşırı terleme görülebilir. Bu durum kendini ataklarla gösterdiğinden menopoz da kadın hastalarda terleme nedenleri arasında düşünülmesi gereken durumlardandır.

Bunun yanında aşırı kilo durumu da terlemenin diğer bir nedeni olarak sayılabilir. Hastalarda genellikle hareketle ortaya çıkan bazen de geceleri aşırı terleme yakınması olur. Özellikle baş ve boyun bölgesinde terleme dikkat çekicidir.

Terleme sorununda nasıl bir tedavi uyguluyorsunuz?

Muayene ve tetkiklerle yaptığımız araştırmada ortaya çıkan hastalığa yönelik tedavi uyguladığımızda terleme de ortadan kalkıyor. Yaptığımız araştırmada terlemenin lokal olduğu ortaya çıkarsa 3–6 ay süreli botox enjeksiyonu yapılıyor. Ama bu yöntemle sonuç alınamazsa sempatik blokaj denen koltuk altlarında ter bezlerini uyaran sinirlerin yok edilmesi işlemi yapılabiliyor.

Kaynak: pudra. com

Sahip olmamız gereken 4 arkadaş modeli

Geleneksel, modacı, doğal ve güçlü… Bu dört arkadaş herkesin hayatında mutlaka olmalı!

Sizin için en iyi arkadaş modellerini açıklıyoruz... İşte herkesin hayatında olması gereken arkadaş tipleri:

Geleneksel arkadaş
Geleneksel model; bizi diğer herkese göre daha iyi tanıyan, birkaç dakikada moralimizi düzeltip, akıl vermede üzerine tanınmayan arkadaşlarımızdır. Bu arkadaş modeli size karşı yüzde yüz saf, sadık ve çıkarsız bir sevgiye sahiptir.

Geleneksel arkadaşlardan birincisi annedir! Bizi katıksız şartsız en saf seven annemiz bizi aslında en iyi anlayan ve iyiliğimizi en çok isteyen dostumuzdur. Her ne kadar zaman zaman fikirlerimiz çatışsa da annemiz bizim her anımızı içten paylaşan arkadaşımızdır. Yaş ilerledikçe bunu fark etmek çok daha kolay olur! İkinci geleneksel model ise bebeklik arkadaşıdır. Her şeyin ilkini beraber yaşadığınız (muhtemelen çocukken kan kardeş olduğunuz), sizin her halinizi bilen ve sizin her halini bildiğiniz bebeklik arkadaşınız… O da yaşınız ilerledikçe bazı konularda birbirinizden uzaklaşsanız bile asla vazgeçemeyeceğiniz, kardeşiniz gibi seveceğiniz ve size tüm sevgisini sadık bir şekilde verecek dosttur.

Modacı arkadaş
Modacı arkadaş; bizi tüm gündelik sıkıntılarımızdan uzaklaştıran, yeni trendlerle tanıştıran en keyifli arkadaşlarımızdır. Bu arkadaş modeli enerjisiyle sizleri mutlu edecek, fikirleriyle vizyonunuza zevk katacaktır.

Modacı arkadaşlar girdiği her ortamda ışığıyla tüm ilgiyi üzerine çekmeyi başaran, konuşmasıyla herkesi etkileyebilen bir enerjiye sahiplerdir. Bize can sıkkınlığının ne olduğunu unutturup, en çok kahkahayı onların yanında atmamızı sağlarlar. Giydikleri giysilerden tutun yaptıkları yemeklere, takip ettikleri konserlerden tutun okudukları kitaplara kadar her şeyleri dikkat çekici, çarpıcı ve zevk sahibidir. Onlarla ve onların enerjisiyle arkadaş olmak gözünüzüm gönlünüzün açılmasına da, kendinizi bu tip alanlarda geliştirmenize de faydalı olacaktır. Tek dikkat etmeniz gereken aranızda bir kıskançlık olmaması, komplekslerin yüz göstermemesidir.

Doğal arkadaş
Sorduğunu her soruya, sizin incinmenizi göze alarak da olsa, açık yüreklilikle yanıt veren arkadaş modeli… Doğal arkadaşlar adından da anlaşılacağı üzere oldukları gibidirler; dostunuzla aranızda yalan, üçkağıt, düzenbazlık, dolambaçlar olması pek mümkün değildir.

Doğal arkadaşların sahip olduğu en temel özellik dürüstlüktür. Dürüst bir dosttan da hiçbir zaman kolay kolay zarar gelmez. Bu tip arkadaşlar genelde fikir alınacağı zaman danışılan en güvenli kaynaklardır. Sorduğunuz sorulara verdikleri yanıtlar zaman zaman kırıcı da olsa, unutmayın ki başkaları gibi fikrini saklayıp yalan yanlış konuşmuyor, gerçekten ne düşünüyorsa onu söylüyordur. Bunu yaparken sizi kırmayı bile göze alıyordur… Dolayısıyla kafanızın karıştığı ve objektif bir görüşe ihtiyacınız olduğu her durumda hemen doğal arkadaşınızla irtibata geçmenizi öneririz!

Güçlü arkadaş
Hem bekar, hem de iş kadını arkadaş modelini bu kategoriye koyuyoruz. Ortak özellik olarak da kişisel başarı, yalnızlıkla başa çıkabilme, tek başına ayakta durabilme ve hayatlarını istedikleri gibi yönetebilmeyi belirliyoruz.

Bu arkadaşlar bazı açılardan zordur. Mesela iş kadını arkadaşınız her buluşmanız geç gelir, dalgınlıktan söylediğiniz her şeyi unutur, vs. Her zaman bahanesi de hazırdır: “Kusura bakma, iş yüzünden o kadar yoğunum ki”! Ama bu tip arkadaşlar size tahmin edebileceğinizden fazla şey katarlar; motivasyonu, güçlü olmayı, mantıklı düşünmeyi, disiplini en iyi onlar bilirler. Bir de bekar arkadaşlar vardır; hem özgürlüklerine düşkün, sadece kendilerini düşünen ve istedikleri gibi plan yapanlar, hem de eğlenmesini en iyi bilen, her partiden haberdar, telefonu susmak bilmeyenler… Bekar arkadaşlar eğlenmeye ihtiyaç duyduğunuzda ve bunu onunla dozunda yaptığınızda size oldukça güzel vakit geçirecek arkadaşlardır. Ayrıca size tek başına ayakta kalabilmenin gücünü kanıtlayacaklardır. Tek tehlikesi onun hayatına imrenip hata yapmanız veya bazı konularda sizi anlamadığını düşünmeniz…

Kaynak: pudra. com

Evde parti zamanı!

Şimdi trend, evde partileri… İster kendi ellerinizle isterseniz de parti organizasyon firmaları aracılığıyla harika bir ev partisi düzenleyebilirsiniz!

Arkadaşlarınıza evde parti vermek veya çocuğunuzun doğumgününü evde kutlamak istiyorsanız bu yazı tam size göre... İşte sizin için hazırladığımız evde parti organize etme rehberi...

Liste hazırlayın

Bir ev partisi için ilk yapmanız gereken kendinize bir liste hazırlamak olmalı. Nasılsa hatırlarım diye boşvermeyin, size vereceğimiz tavsiyeleri de dikkate alarak aklınıza gelen her şeyi not edin. Hazırlamanız gereken listelerden biri de davetli isimlerinden oluşmalı. Parti günü için herkesi davet ettiğinizden emin olmak için bu listeye ihtiyacınız olacak.

Evi süsleyin

Evinizi partiye hazırlarken ilk olarak yapmanız gereken masa, sandalye ve kırılacak, zarar görecek eşyaları kaldırmak olmalı. Tabii yemeklerin sunulacağı bir tane masa bırakmak şartıyla… Sıra süslemeye geldiğinde çok eğleneceksiniz. Mumlar en çok ihtiyacınız olan malzemeleriniz arasında. Boy boy, renk renk mumlardan satın alıp evin her yerini mumlarla aydınlatmak çok hoş olacak. Rengarenk balonlar da evde parti havası yaratmanıza yardım edecek. Misafirlerinize gecenin anısı olarak kalması amacıyla minik sürprizler hazırlamak niyetindeyseniz bir hediye köşesi ayırın ve paketlerinizi oraya dizin. Her bir paketin üzerine sahibinin adını yazarak tabii…

Açık büfe hazırlayın

Parti davetlilerini ellerinizle hazırladığınız yiyeceklerle karşılayın. Açık büfe olması, herkesin neyi ne kadar yiyeceğine kendisinin karar vermesi ve yine servisi kendisinin yapması açısından uygun olacaktır. Çeşit çeşit kanepeler, börek ve pasta türü yiyecekler, üşenmezseniz yaprak sarması ve bol miktarda kuruyemiş bulundurmalısınız açık büfede. Masanın bir köşesinde servis tabakları, içkiler ve içkilere uygun bardakları hazır etmeyi de unutmayın.

Parti müziklerini seçin 

Bir partinin olmazsa olmazı kuşkusuz müziktir. Bunun için bir CD’yi ya da ipod’unuzu yavaş ve haraketli dans müzikleriyle doldurup geceyi eğlenceli hale getirmenin en önemli adımını atın. Tabii partinize renk katacak bir diğer tavsiyemiz karaoke oyunu satın almanız olacaktır. Müzik marketlerden çok uygun fiyata bulabileceğiniz “yetişkinler için karaoke” ile eğlencede doruğa ulaşabilirsiniz.

Evde parti organizasyonu için arayabileceğiniz firmalar

Evde parti vermek istiyor ve tüm bu hazırlıkları profesyonel firmaların desteğiyle hazırlamayı planlıyorsanız, size önereceğimiz organizasyon, ses ve müzik sistemi, catering gibi hizmetleri alabileceğiniz firmalarla görüşmelisiniz. Bu durumda size düşen sadece davetli listesi hazırlamak ve tabii komşulardan bir geceliğine sizi mazur görmeleri için ricada bulunmak olacak!

Bando Catering: 
Mevsimlere göre menü seçenekleri sunabilen Bando, 25 kişiye de 1000 kişiye de hizmet verebiliyor. Ev partisi için, zeytinli çıtırlar, bambu kürdanlarda tropikal meyveler, kalamar dolması, mini karamalize soğanlı tatin, soya zencefil soslu dana şişler gibi birbirinden farklı lezzetleri içeren menüleri var. Tecrübeli, şık sunum yapan aynı zamanda lezzete önem veren bir yer arıyorsanız Bando Catering'i deneyin. İrtibat için 0212 260 85 95 no’lu telefonu arayabilir, menüleri incelemek içinse www.bandocatering.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Kozmopolik: 
Ekipman ve DJ temini, ses ve ışık sistemleri, dansçılar ve parti sonrası temizlik hizmeti veriyor Kozmopolik. www.kozmopolik.com sitesindeki iletişim formunu doldurarak ya da msn@kozmopolik.com adresi üzerinden yazışarak irtibat kurabilirsiniz.

Home Party in the Van: 
Parti dansçıları, parti klibi, dekor, catering, davetli katılım sayısı ve istekler parti sahibine özel olarak fiyatlandırılıyor. DJ’ler müzik seçimi ve isteklere göre önceden ulaştırılan şarkı listesini dikkate alarak performans gösteriyor. Parti sahipleri kendi DJ’lerini ya da müzik listelerini de getirerek şirketin ekipmanlarını kullanabiliyorlar. 0212 293 55 71 ve 0532 354 32 40 no’lu telefonlardan ulaşabilirsiniz.

Parti Paketi: 
Sombrero şapkalar, panço şallar, Meksika renk ve desenleriyle dekore edilmiş bir ortam ve elbette Mariachi müzikleri ile Fiesta (Meksika) partisi; tropik ada tarzında dekore edilmiş evinizde Hawaii partisi; kadınların kuş tüyü taçlar, erkeklerin silindir şapkalar taktıkları, herkese Venedik tipi maskelerin dağıtıldığı Moulin Rouge partisi; peruklar, disko topu kolyeler, 70’lerin disko dekorlarıyla hazırlanan disko partisi... İşte tüm bu seçenekler Parti Paketi’nde. 4. Levent’teki merkez mağazaya 0212 269 43 65, Etiler’deki şubeye 0212 352 52 23, Erenköy’deki şubeye de 0216 411 94 61 no’lu telefonlardan ulaşabilirsiniz.

DBS Group Entertainment: 
DBS, ev partisinde yeni teknolojiyle üretilmiş hoparlör, frekans tepkileri düzgün veren cihazlar ve mikser temin ediyor. Ses sistemi kurulurken partiye katılacak kişi sayısı, evin boyutu ve elektrik voltajı, ses sistemini kaldırması açısından önem taşıyor. DBS’ye 0212 249 87 54 no’lu telefondan ulaşabilirsiniz.

Kaynak: pudra. com

Bembeyaz dişler için tercihiniz ne?

Kusursuz bir gülüşe sahip olmak için en çok tercih edilen diş tedavi yöntemleri arasında bonding, diş beyazlatma, lamina tedavisi, implant uygulaması ve pembe estetik yer alıyor.

Her gün gelişen estetik diş hekimliği sayesinde diş kusurları kolaylıkla yok edilebiliyor. Her çeşit diş sorununa uygulanan yöntemler ile gülümsemek ve inci gibi dişlere kavuşmak çok daha kolay. Günümüzde birçok kişinin tercih ettiği diş estetiği ve uygulanan yöntemler hakkında Uzman Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu bilgiler verdi.

En çok hangi dental uygulamalar tercih ediliyor?

Genel anlamada hastalar tarafından estetik diş tedavi yöntemleri bütünsel bir güzellik sağlamada gerekli bir unsur haline geldi. Tabiki hastaların durumuna göre tedavi yöntemleri uygulanıyor. Bazı tedaviler ise dişlerdeki görünümü ve kişinin gülümsemesini daha estetik ve çekici hale getirmek amaçlı yapılıyor. Bu sebeple birçok kişi Lamina tedavisi, Bonding, Diş beyazlatma, Pembe estetik yaptırıyor. Bunların yanı sıra eksik dişler kötü bir görüntü oluşturduğu için tabii ki İmplant uygulamaları sıklıkla yaptığımız diş tedavileri arasında alıyor.

Hastaların dişlerindeki kötü görüntü kişiyi nasıl etkiliyor?

Kişinin sosyal hayatını gerçekten etkileyen bir durum çünkü dişlerdeki kötü görüntü kişini konuşmasını ve yüz hatlarında ki görüntüyü bile değiştirebiliyor. Aynı zamanda dişlerdeki kötü görüntü insan ilişkilerinde de oldukça etkili. İş hayatında ve arkadaş ortamında çoğu insan bu durumdan dolayı gülümsemesini kısıtlıyor. Gelişen dental tedaviler sayesinde bu işlemler rahatlıkla hastalara uygulanabiliyor.

Sıkça tercih edilen dental opresyonların uygulama aşaması nedir?

Bonding Yöntemi: Dişlerdeki renk değişikliğini sağlama ya da şekil değişikliği vermek, dişi istenilen boyutlarda büyütebilmek ve dişler arasında oluşan boşlukları kapatmak için kullanılan uygulamalardır. Mikrofil ajanlar dediğimiz bir çeşit malzeme ile doğal dişin üzerine uygulanır ve dişteki kusur yok edilir ve estetik görüntü sağlanır. En az diş kaybı bu işlemle sağlanabilir. Hemen hemen herkese uygulanabilir. Ortalama 15dk ile 1 saat arasında tedavi süreci bitmiş olur.

Diş Beyazlatma (Bleaching):
 İki farklı beyazlatma yöntemi vardır. Birinci yöntem ev tipi beyazlatma yöntemidir. Diş Hekimi tarafından dişlerinizin üzerine takmanız için ağız ölçünüze uygun kalıplar hazırlatılır. Bu kalıbın içerisine Amerikan FDA onaylı bir ilaç konularak ve beyazlatılacak dişlerin üstüne yerleştirilir. Günde ortalama 4–6 saat takılması gerekir. İkinci ise muayenehanede uyguladığımız beyazlatma işlemidir. Dişlerdeki gözeneklerin temizlenmesinde “Hidrojen peroksit” yani oksijenli su veya türevi “ Karbamid peroksitli jeller kullanılıyor. Bu maddeler 45 dakika süreyle lazer ışığı verilerek aktive edilip beyazlama gerçekleşiyor. Bu uygulamada dişeti ve dokular özel koruyucularla korunduğundan zarar görmemektedir. Kişinin diş minesinin rengine bağlı olarak beyazlama oranı değişmektedir.

Lamina Tedavisi: Halk arasında yaprak porselen bilinen bu uygulama estetik diş hekimliğinde en çok uygulanana yöntemlerden biridir. Kalıtsal yapı bozukluklarında, ayrık ve kırık dişlerin tedavisinde rengi ve yapısı bozulmuş dolgularda çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde oridanti tedaviye destek olarak kullanılır. Uygulama işlemi ise şu şekildedir; Öncelikle dişiniz işleme hazırlanır, üzerindeki artıklar temizlenir. Ardından dişinizin tam bir kopyasını elde etmek için ölçü alınır. Porselen malzemeden dişinize yapıştırılacak olan tabaka hazırlanır. Porselenden imal edilen bu kaplamalar ince, yarı geçirgen bir tabakadır. Mevcut bir diş üzerine mükemmel bir uyum ve hassasiyetle hazırlanıp yerleştirilirler. İşlem bittiğinde mükemmel bir kaynaşma beklenir.

Implant Uygulaması: Eksik olan dişlerin tekrar hastaya sağlıklı olarak kazandırılma işlemidir. Estetik olarak oluşan kötü görüntü bu şekilde giderilir. Hastanın çene kemiğine uygun malzemeden yapılan diş kökü yerleştirilerek yapılır. Hastanın diş yapısına göre İmplant tedavisi uygulanır.

Pembe estetik: (Gingivoplasti, gummy-smile )Dişlerdeki beyazlığın ve güzelliğin yanı sıra tam olarak güzel bir ağız yapısına diş etlerine yapılan estetik operasyonlarda dâhildir. Bu işlemler hastanın ihtiyacı doğrultusunda uygulanır. Pembe estetik ile dişler ve diş eti daha uyumlu hale getiriliyor. Dişeti grefti ile diş etlerindeki çekilmeler düzeltiliyor. Pembe estetik adını verdiğimiz bölgede en çok karşılaştığımız sorunun, gereğinden fazla görünen dişetleri ya da asimetrik dişeti seviyeleridir. Hasta güldüğünde dişetlerini normalden fazla görünüyorsa gingivoplasti metodu uygulanır. Gülüşün estetiğini bozan bu fazla diş eti küçük bir işlemle düzeltilir. Dişeti seviyesi belirlenerek dişetleri bu seviye kadar düzeltilir. Hastaya uygulanan anestezi ile hasta herhangi bir acı hissetmez ve küçük bir işlemle hasta istediği güzel gülümsemeye kavuşur.

Cilt bakımı nasıl yapılır?

Kremler işe yarıyor mu? Göz çevresine ayrı krem kullanmak gerekir mi? Cildimiz için gerekli vitaminler nelerdir? Prof. Dr. Gönül Ergenekon’un cilt bakımı önerilerine kulak verin!

Cilt hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Gönül Ergenekon anlatıyor; "Cildinizi çok yıkamayın. Nemlendirici şart ama tonik hiçbir işe yaramaz. Makyajınızı acı badem sütüyle temizleyin. Buhar banyosundan kaçının." Ergenekon, yaşlanmanın önüne tamamen geçemeyeceğimizi ama beslenme ve cilt temizliğine dikkat ederek bunu geciktirebileceğimizi söylüyor.

* Ne zaman bir bakım ürünü alsanız ya da tesadüfen bir güzellik merkezine girseniz, hemen "Sizin cilt bakımına ihtiyacınız var, gözenekleriniz açılmış" gibisinden bir şeyler söylenir... Cilt bakımı yaptırmak gerçekten bir ihtiyaç mı? 
Cilt bakımı deyince herkesin yaptığı şey; yüze buhar vermek ve yüzü gereksiz yere sıkmak. Buhar banyosu benim hiç sevmediğim bir şey. Yüzü aşırı ısıtarak cildin asit ve su dengesini bozmuş oluyorsunuz. Bu da cildi egzamaya hazırlıyor. Ayrıca buhar verdikçe gözenekler daha çok açılır. Cilt alerjik mi, kuru ve hassas mı, çok mu yağlı? Bunları bilmeden her yüze aynı cilt bakımı uygulanıyor, yanında da bir bavul dolusu krem veriyorlar.

* Peki, bu bir bavul dolusu krem işe yarıyor mu, siz bir hekim olarak onaylıyor musunuz? 
Aşırı ümit vadeden reklamlar yapılıyor ama gerçekleşmesi mümkün değil. Öyle olsa her gün yeni bir ürün peşinde koşmazdı kimse. Nemlendiriciler tamam... Herkesin cildine uygun nemlendirici kullanmasını onaylıyorum. Cildinizi temizlediğiniz ürün ile nemlendiriciniz çok önemli.

* Nasıl temizlememiz gerekiyor yüzümüzü? 
Çok yıkamak doğru değil. Cilt daha kendi yağını tolere edemeden siz tekrar yıkarsanız, bu sefer cildinizi kurutursunuz. Yaşadığınız bölge, çalıştığınız yer, yaşınız bunların hepsi nemlendirici seçerken önemli. Örneğin, ısıtma ve soğutması klima ile ayarlanan ofislerde cilt kurur. Gün içinde de bir nemlendirici sürmeniz gerekebilir. Ama havası çok nemli bir şehre gitmişseniz, orada sabah-akşam nemlendirici kullanmanıza gerek kalmaz. Kullanırsanız isilik tarzı kızarmalar başlar.

* Cilt bakım ürünlerinin fiyatları malum... En basit şekliyle yüzümüzü neyle yıkayıp nemlendirebiliriz? 
Deterjan içermeyen ve cilt tipinize uygun herhangi bir sabunla yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Şimdi piyasada satılan sabunların çoğunun üzerinde ne maddeler içerdiği ve hangi cilt tipine uygun olduğu yazıyor. İlle de pahalı bir kozmetik markasına ait olması gerekmez. Sıkça kullanılan tonik ise hiçbir işe yaramıyor. Tonik bir sudur. İyi dinlendirilmiş, fazla kloru alınmış bir su da bir toniktir aslında. Nemlendirici olarak da hiçbir şey yoksa bir acı badem sütü, badem yağı çok işinize yarar. Makyajınızı ise acı badem sütüyle silebilirsiniz.

* Cilt bakımı ve korumasına hangi yaşta başlamak gerek? 
Bebeklikten itibaren... Örneğin yanlış sabun bebeğin cildini kurutur, tahriş eder. Krem sürülmezse isilik olur. Yani doğuştan itibaren cildin temizliğine ve nem dengesini korumaya dikkat etmek gerek. Yaşlanma ise 25-30 yaş arasında başlar. Bu yaşlardan itibaren cilt tipinize uygun bir nemlendirici seçmenizde yarar var.

* Göz çevresi, boyun, alın her bölge için ayrı krem kullanmak gerekli mi? 
Boyun derisi çok incedir, çabuk kırışır. O yüzden yüzünüze kullandığınız nemlendirici kremi çok bastırmadan boynunuza da mutlaka sürün. Kreminiz çok yoğunsa zaten gözünüzü yakar ama değilse göz çevrenize de parmak uçlarınızla hafifçe yedirebilirsiniz. Ama "Ben her yerime ayrı krem istiyorum" derseniz buyurun alın, seçim sizin.

* Yaz kapıda... Güneşe çıkacak mıyız, yoksa en sağlıklısı beyaz kalmak mı? 
Vücudun D vitaminine ihtiyacı var. En iyi D vitamini sentezi de güneş. Ama güneş ışınlarını uygun dozda alacaksınız. Çünkü aşırı güneş ve solaryum deri kanserlerinin başlıca nedeni. Biz yaz kış güneşi olan bir ülkede yaşıyoruz. Yolda yürürken bile ihtiyacımız olan güneşi alıyoruz. Bronzlaşmak isteyenlere ise sadece şunu söyleyebilirim; güneşin en kötü deri kanserlerine neden olduğu ispatlanmıştır.

* Günde kaç dakika güneşlenebiliriz peki? 
Gölgede bile yazın güneş ışınlarını yeterince alırsınız. Güneşte yatmak için ise günde 10-15 dakika yeterli. Özellikle güneş ışınlarının tam dik geldiği 12-14.00 arası güneşten uzak durun. Koruyucu krem olarak da en az 30 koruma faktörlü krem kullanın.

* Güneş cilde nasıl bir zarar veriyor? 
Bakın, yaşlanma ile güneş görmeyen bölgelerde göze çarpan klinik değişiklikler; kuruluk, deride incelme, ince kırışıklıklar, elastikiyet kaybı vs'dir. Buradaki kırışıklıklar derin değildir ve cilt gerildiğinde kaybolurlar. Ultraviyole ışınları gören bölgelerdeki değişiklikler ise daha farklıdır. Ciltte kalınlaşma ve kabalaşma, sararma, elastikiyet kaybı ve derin kırışıklıklar gelişir ve bunlar cilt gerildiğinde kaybolmazlar.

* Derinin erken yaşlanmasına sebep olan diğer etkenler nelerdir? 
Gerçek yaşlanma genler ile planlanan doğal, fizyolojik bir süreçtir. Çevresel etkiler olmasa bile bu süreç gerçekleşir. Bununla birlikte çevresel etkiler yaşlanmayı hızlandırır, arttırır veya erken başlatır. Güneşin yanı sıra aşırı soğuk, rüzgar, nem azalması, alkali sabunlar, yanlış kozmetiklerin kullanımı ve sigara yaşlanmaya etki eden en önemli faktörler.

* Nasıl beslenmemiz gerekiyor iyi bir cilt için? 
Öncelikle şunu söyleyeyim, aşırı kilo verme deride gevşeme ve sarkmalara neden olur. Aşırı kilo almalar da elastik ve kolajen lifleri bozar. Bunun için dengeli beslenmeli ve kilonuzu korumalısınız. Tek yönlü beslenme çok yanlış, ihtiyacınız olan tüm vitaminleri yeteri kadar almalısınız. Sofranızda lifli gıdaların ağırlıklı olmasına özen gösterin. Şekeri azaltın ve sık sebze, meyve yiyin, proteini artırın. Günlük tuz kullanımınız da beş gramı aşmamalı. Ayrıca günde en az 8 bardak su içilmeli.

* Cilt için önem taşıyan vitaminler hangileri? 
Vitamin A, vitamin E; suda çözünen vitaminlerden ise vitamin C sıklıkla tercih edilmeli. Örneğin vitamin A hücresel aktiviteyi düzenler, cildin aşırı kalınlaşmasını ve pigmentasyonu önler. Genel olarak birbirlerini tamamlayıcı etkileri nedeniyle su, selenyum, A, C ve E vitaminlerinin yaşlanmaya karşı etkili olduğu biliniyor.

* Sigaranın cilde etkileri neler? 
Sigara içenlerin içmeyenlere oranla daha fazla yaşlanma belirtileri gösterdiği ispatlanmıştır. Sigara küçük damar kan akımını etkiliyor ve destek doku yapılarında bozukluklara neden oluyor. Aynı şekilde alkolü de çok az tüketmeniz gerek.

İlknur KIZILTOPRAK/SABAH

Tepeden tırnağa kış bakımı

Vücudunuz kalın giysilerin altında gizleniyor diye onunla ilginizi kesmeyin. Bakım kürleriyle kendinizi şımartmaya hazır olun!

Göz ve dudak çevresindeki ince çizgiler, kurumuş cilt, selülitler ve kış yorgunluğu... Hepsiyle vedalaşma zamanı geldi. Haydi, şimdi tepeden tırnağa cildimize bakım yapalım!

Çizgi çizgi dudaklar 
Soğuk hava ve kış mevsiminin etkileri, dudağınızın etrafındaki dikey çizgileri belirginleştirmiş olabilir. E vitamini ve Aloe Vera içeren kremleri kalın bir tabaka halinde dudaklarınızın etrafına sürün ve cildiniz tarafından emilmesini bekleyin.

Hassas gözlere maske 
Günlük bakımın ihmali ve stresin de etkisiyle, gözlerimizin çevresindeki hassas cilt hemen kırışmaya başlar. Ginseng içeren bir göz maskesi haftada bir uygulandığında büyük faydasını görürsünüz.

Bal gibi dudaklar 
Dışarıdaki soğuk, içerideki kuru havayla birleşince dudakların hassas derisini gerer ve kurutur. Eski yumuşaklığına kavuşturmak isterseniz dudaklarınıza bal sürün ve çok sert olmayan bir diş fırçasıyla masaj yapın.

Sıkı bir karına kim hayır der! 
Hergün mekik çekmek tabi ki çoğumuzun uygulayamadığı bir şey. Neyse ki fazla suyu atan kompres yapmak da sıkı bir karın için çok işe yarıyor. 1 çay kaşığı banyo yağı ile 5 damla biberiye esansını sıcak suya katın. Bir havluyu bu suya banın, karnınızın üzerine koyun ve üzerine örtün. 15 dakika bu şekilde durun, sonrada karnınızı buz gibi bir peeling eldiveni ile ovalayın.

Portakal kabuğu yerine şeftali kabuğu 
Elbetteki selülit kremleri ile birkaç haftada birkaç beden küçülmeniz mümkün değil. Bunu hayal ediyorsanız en baştan yanılmış olursunuz. Selülit kremi kullanırken bir yandan doğru egzersizler , sıcak- soğuk duşlarla deste sağlamanız önemli. Selülit kremini günde iki kere cildinize masaj yaparak yedirerek hafif portakal kabuğu görünümünü yok edebilirsiniz.

Şimdi sıra masajda 
Vücuda fırça ile yapılan masaj, sadece kan dolaşımını hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda lenf akışını da uyarır. Masaj için en uygun zaman duştan sonradır. Yumuşak fırçayı cildiniz pembeleşinceye kadar uzun kavisler çizerek gezdirin. Bunu ayak parmaklarınızdan kalçalarınıza doğru ve ellerinizin tersinden omuzlarınıza kadar yapın, en son karın ve sırtınıza daireler çizerek uygulayın.

Özel bölge "dekolte" 
Masaj yaparken en büyük istisna dekoltemizdir. Bu hassas bölgeye masaj yerine sadece peeling jeli uygulamalısınız. Ardından nemlendirici krem sürün. isterseniz bu özel bölge için kendiniz de maske hazırlayabilirsiniz. 10 adet böğürtleni ezin ve 1 yemek kaşığı ezilmiş badem ve tatlı krema ile karıştırın. Hazırladığınız bu maskeyi dekolte ve boynunuza sürün, kurumasını bekleyin, ılık suyla durulayın.

Kuru bölgeler mi var? 
Vücut yağı, boynunuzdan ayaklarınıza kadar cildinizin heryerine pırıltılı bir bakım uygular. Üstelik de kuru bölgelerin kaşıntısını geçirir. Banyodan hemen sonra, henüz sıcak ve nemli olan cildinize vücut yağı sürün. ince derili bölgelerinize küçük çimdik masajı ile yedirebilirsiniz. Vücut yağınızı sürdükten sonra jelatin ile kendinizi sararsanız etkisini ikiye katlamış olursunuz.

Ölü derilerden arınıyoruz 
Kışın sırtımıza ve belimize yeterince özen gösteremediğimiz için sertleşmiş bir deri ve küçük sivilcelere katlanmak zorunda kalırız. Çok yakın zamanda askılı bluzler giyeceğimizi düşünecek olursak bu konuda acilen bir şeyler yapmak lazım. Haftada birkaç kere de olsa sırtınıza peeling yapın. Havluyla kendinizi sararak da sırtınızı ovalayabilirsiniz. Bu masaj sayesinde siyah nokta ve sivilcelerden arınmış olursunuz.

Kaynak: pudra. com

Hamile kalma şansınızı artırın

Yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler ile hamilelik şansını arttırmak zor değil!
Çiftler bebek istediklerine karar verdiğinde ilişkide yeni bir süreç başlar: hamile kalma. Doğal yollarla hamile kalma şansını artırmak için yaşam tarzında değişiklik yapıp, bazı önlemler almak gerekir.

Hamile kalmaya karar verildiğinde suni tatlandırıcılar, kafein, sigara alkol gibi pekçok maddenin kullanımı ile ilgili alışkanlıklar değiştirilmelidir . Kilo fazlalığı varsa bunları vermek için en iyi dönem gebelik öncesidir. Çünkü gebelikte kontrolsüz kilo verdirici diyet zarar vericidir.

Sigara ve alkol hamilelik şansını azaltıyor
Sigara içimi ile alınan nikotin, yumurtalıklardaki hücreleri etkileyerek, kadının yumurtasının genetik anomalilere daha fazla eğilimli olmasına sebebiyet vermektedir. Nikotin, yumurta hücrelerini bozan ve menopozun beklenenden erken gelmesine neden olabilir. Menopoz öncesinde de sigara içen kadınların yumurtalıkları ,sağlıklı yumurtalar üretmeye direnç gösterir hale gelir. Sigara ve alkol kullanımı doğal gebe kalmayı zorlaştırırken, düşükleri hızlandırır ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riski sigara içenlerde daha sık görülür.

Sigara içimi ile, erkek üreme sağlığı arasındaki ilişki, kadına oranla daha az açıktır. Günde 1 veya 2 paket gibi yoğun sigara içen erkeklerin, spermlerinde daha fazla olarak şekil ve hareket bozukluklarına ve anomalilere rastlanmaktadır. Erkeklerin yoğun sigara kullanımı, sigara kullanmayan eşini pasif içici yaptıkları için, nikotin solumasına ve üreme sağlığının da bozulmalara sebep olmaktadır. Kısırlık tedavisi öncesinde 6 ay sigarayı bırakmış olmak bile tedavinin sonucuna oldukça olumlu katkılar sağlamaktadır. Sigara içen gebeler, daha çok erken doğum yapmaya eğilimlidirler. Ani bebek ölümü de sigara içenlerde daha sıklıkla rastlanan bir durumdur.

Alkol de gebe kalma şansını azaltır. Anne karnında alkole maruz kalan bebeklerde uzun dönemde zeka gerilikleri, öğrenme bozuklukları, davranış bozuklukları görülebilir. Alkol erkeklerde de sperm sayısı ve kalitesini azaltır.

Sağlıklı beslenme ve kilo alımı
Uygun bir beslenme tarzı ve yeterli kilo alımı annenin sağlığı ve bebeğinin ideal gelişimi açısından son derece önemlidir. Annenin kilo artışı ile bebeğin doğum kilosu arasında her zaman doğru bir ilişki olmaz. Hamileliği süresince 20-30 kilo aldığı halde küçük bebek dünyaya getiren anneler olduğu gibi bunun tam tersi olarak da 4-6 kilo artışı ile hamilelik süresini tamamlayan annelerin 3500 gram civarında sağlıklı bebekler dünyaya getirdiklerine şahit oluruz. Kilolu kadınların hamilelik süresince daha az, zayıf kadınların ise daha fazla alması uygundur.

Araştırmalar, stresin kadınlarda kısırlığa yol açabildiğini ortaya çıkarıyor. Kısırlık tedavisi gören kadınlarda stres gidermek amacı ile sağlıklı yaşam biçiminin kazandırılması gebeliklerin daha kolay elde edileceğini düşündürmektedir. En kolay stres giderici değişiklik sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazanmak ve yeterli egzersizdir.

Dengeli yağ oranı 
Vücutta yağ oranı hanımlarda normalde %20-29 arasındadır. Beslenme bozukluğu aşırı zayıf olan kadınlarda adet düzensizliği sık rastlanır. Düzensiz kanamalar yumurtlama bozukluğu ile birlikte seyreder. Benzer durumdaki atletler yüzücüler gibi ağır spor yapanlarda da kısırlık sık görülür. Sağlıklı beslenme ile yağ oranları ve kiloları düzeldiğinde gebe kalma şansları artabilir.

Çölyak hastalığı tedavisi 
Türkiye'de her 150-300 kişiden birinde, buğday, arpa ve çavdardaki glutene karşı duyarlılık sonucu ortaya çıkan Çölyak hastalığı bulunduğu belirlenmiştir. Çölyak hastalığı için tek tedavi, glutensiz diyet uygulamaktır. Bu hastaların duyarlı oldukları arpa, buğday ve çavdardan uzak kaldıkları zaman genellikle bir sorun yaşamadıkları bilinmektedir. Kısır hastaların yaklaşık %3 ünde belirlenen bu hastalığın uygun testlerle araştırılıp uygun beslenme eğitimi ile gebe kalma şansları arttırılabilir.

Doğru zamanda ilişkiye girmek
Yumurtlamayı takiben yumurtanın döllenebilme süresi 24-48 saat spermin dölleyebilme süresi ise 72 saattir. Bu nedenle ilişki zamanlamasına dikkat etmek gerekir. Kadınlar bekledikleri adetten 14 gün önce yumurtlarlar. Gebelik olasılığının en yüksek olduğu ilişki yumurtlamadan önceki bir kaç gün içinde gerçekleşendir. Böylece yumurtlama olduğunda spermle karşılaşma olasılığı artar. Olasılığı arttırmak için her gün ilişkiye girmenin faydası yoktur. Yumurtlama döneminde 2 günde bir ilişkiye girilmesi yeterlidir.

Kaynak: pudra. com

Gençleştiren makyaj hileleri

Yılların izlerine karşı savaşta en etkili silahlardan biri de "makyaj". Makyaj hileleriyle yaşınızdan çok daha genç görünebilirsiniz.

Bazı hilelerle yaşınızı olduğundan daha küçük göstermeniz mümkün. Bu konuda size önereceğimiz makyaj kandırmacaları çok işinize yarayacak. Birkaç dakika içerisinde daha genç görünmeye ne dersiniz?

İşte pratik makyaj hileleri: 

Doğru allık ile daha ince bir yüz 
Pembe ve kayısı tonlarındaki allıklar sizi daha enerjik ve dinç gösterir. Fakat allığınızı elmacık kemiklerinin altına sürmemeye dikkat edin. Çünkü çökük yanaklar sizi daha yaşlı gösterir. Genç görünmek için kendinizi elma yanaklı yapmalısınız. Tabi ki abartmadan! Allığı nereye sürmeniz gerektiğini bilmiyorsanız, aynanın önüne geçin ve gülümseyin. Yanaklarınızın öne çıkan kısmına hafif darbelerle allığı sürün.

Kaşlarınızı öne çıkarın 
Sarışın veya kumralsanız kaş kalemi ile kaşlarınızın üzerinden geçin. Sonra kalemle boyadığınız yeri pamuklu çubuk yardımıyla hafifçe dağıtın. Son olarak kaşlarınızı fırçalayın. Eğer kaş fırçanız yoksa bunun için diş fırçası kullanabilirsiniz. Şeffaf rimellerde bu konuda çok işe yararlar. Kuru diş fırçasının üzerine sprey sıkın ve kaşlarınızı fırçalayın. Böylece belirgin kaşlar yüzünüzü daha ince gösterecek ve dikkatleri gözlerinize toplayacaktır.

Açık renkli farlar tercih edin 
Canlı renk farlar kullanmaktan kaçının. Örneğin fildişi, vanilya veya sütlü kahve gibi renkler tercih edebilirsiniz. Bu sayede kaşlarınız daha kalkık ve gözleriniz daha büyük görünecektir. Kahverengi farı göz kapağınızın dış köşesine sürdükten sonra aplikatör ile farı içe doğru yayın ve yukarıya doğru dağıtın. Kaşlarınızın altına ise sadece açık renkli bir far kullanın. Ayrıca kahverengi far göz kenarlarınızda bulunan şişlikleri, hatta gözaltı torbalarınızı kamufle eder. Çünkü koyu renklerin kullanıldığı alanlar daha az göze çarpar.

Dudak kalemi şart 
Yaş ilerledikçe dudaklar incelir ve kenarlarında ince çizgiler belirmeye başlar. Yaşlılığı belli eden böyle bir görüntüden kurtulmak için ilk yapmanız gereken dudak kalemi ile dudaklarınızın kenarlarına çerçeve çizmeniz. Böylelikle rujunuzun taşmasını da engellemiş olursunuz. Dudak kaleminde tercih edeceğiniz renkler pembe veya turuncu tonlarında olmalı. Genç bir görüntü için önce dudaklarınıza pudra sürün. Bu rujun ömrünü uzatacaktır. Sonra rujunuzu ve en son da parlatıcınızı sürün.

Gıdınızı kamufle edin 
Çenenizin sivri ucuna parlak pudra sürün. Böylece çenenizi öne çıkarırsınız ve gıdınız ikinci planda kalır. Aynı şekilde eğer çeneniz çok içeride kalıyorsa, çenenizin altına bir ton koyu pudra sürerek o bölgenin çökük görünmesini sağlarsınız. Böylece çeneniz biraz daha ön plana çıkmış olur. Yüzünüzün kalan kısmına ise ten renginize uygun makyaj yapın.

Kakül çok iyi kapatır! 
Eğer alnınızda kırışıklıklar belirginleştiyse, biraz perçemin hiç sakıncası olmaz. Kakül hem sizi daha genç gösterir, hem de kırışıklıkları gizler.

Fondöten seçimi 
Piyasaya yeni çıkan fondötenlerin bir çoğunda lifting özelliği bulunuyor. Bu tip fondötenlerin yüzü sıkılaştırma özelliği olduğundan, cildiniz daha derli toplu görünecektir.

Renkli göz kalemini unutun 
Göz altlarınızda ve göz çevrenizde kırışıklıklar çok belirginleştiyse, yeşil ve mor gibi canlı renkteki göz kalemini alt kirpik diplerinize uygulamayın. Bu tarz dikkat çekici renkler, ilgiyi o tarafa daha çok çeker.

Toz pudra çizgileri vurgular 
Genç ciltler daha nemli olduğu için toz pudrayla çok iyi uyum sağlarlar. Fakat cildinizde ilk kırışıklıklar belirmeye başladıysa ve kuru bir cildiniz varsa toz pudra kullanmayın. Çünkü cildiniz pudrayı yüzeyinde bırakır ve pudranın toz yapısı kırışıklıkları daha çok vurgular. En iyisi nem veren renkli nemlendiriciler kullanmak.

Kaynak: pudra. com

Düzenli cinsel yaşamın faydaları…

Düzenli seks hayatı sağlığımızı olumlu etkiliyor. İşte, seksin sağlığa kattığı 10 sürpriz yarar!

Düzenli bir cinsel yaşam ve seks hayatıyla stresten kurtulabileceğinizi, genç ve güzel kalabileceğinizi, bağışıklık sisteminizi güçlendirebileceğinizi, samimiyeti ve kendine güveni geliştirebileceğinizi biliyor musunuz? İşte seksin bilinen ve bilinmeyen yararları…

Stresi yenmenizi sağlıyor
Uzmanlar, stres testleri yaparak daha iyi ve düzenli seks hayatı olanların stresle baş etme güçlerinin daha fazla olduğu tespit etti. Bir başka araştırmaya göre de çiftlerin birbirine sarılıp kucaklaşmayı başarabilmeleriyle, özellikle kadınların daha sakin ve dingin olmaları arasında bağlantı olduğu tespit edildi. Nihayetinde sevişme stresi yendi!

Bağışıklığı güçlendiriyor
İyi bir seks hayatı, bedenen sağlıklı olmak anlamına geliyor. Haftada bir ya da iki kez düzenli seks yapmak, vücudu soğuk algınlığı ve enfeksiyonlardan koruyan antibiyotik kadar güçlü bir etki bırakıyor bedende. İşte bu yüzden özellikle bu soğuk günlerde haftada bir ya da iki kez şeklindeki seks düzeninizi korumaya çalışın.

Samimiyeti geliştiriyor
Seks yapmak ve orgazma ulaşmak, bağ ve güven duygusuna hizmet eden ve “aşk hormonu” olarak da adlandırılan oksitosinin artmasına neden oluyor. Eşleriyle seks öncesinde ve sonrasında sarılabilen, birbirleriyle iletişim kurabilen çiftlerde aşk hormonu seviyesi daha yüksek oluyor. Bağ kurmaya teşvik eden oksitosinin yükselmesi, aynı zamanda fedakarlık duygusunun artmasına da neden oluyor. Yani kendinizi partnerinize karşı aniden çok cömert ve fedakarlık yapmaya hazır hissediyorsanız bilin ki aşk hormonunuz hormonunuz yükselmiştir!

Kalori yaktırıyor
30 dakikalık seks 85 kaloriden daha fazlasını yakmak demek! Tabii her bir sevişmenin süresini uzatmak elinizde... Seksin mükemmel bir egzersiz şekli olduğunun aksini kim iddia edebilir ki!

Kalp sağlığını koruyor
İngiliz araştırmacılar, haftada iki ya da daha fazla sayıda sevişen çiftlerde, özellikle erkeklerin, ayda birden daha az sıklıkla seks yapanlara oranla kalp krizi geçirme risklerinin yarı yarıya daha az olduğunu ortaya koydular. Kalbinizi korumak için de düzenli bir cinsel yaşam şart!

Kendine güveni güçlendiriyor
Teksas Üniversitesi’nde 237 kişi üzerinde yapılan araştırmada, kendine güveni olan kişiler seksle birlikte bu güven duygusunu daha da arttırdıklarını söylediler. Bazıları ise kendilerini iyi hissetmek için seks yapıyor ve bu, işe yarıyor. Sonuç olarak mükemmel seks, kendine güvenle başlıyor ve bu güven seksle birlikte artıyor. Sevgi, bağlılık ya da daha fazla ne bekliyorsanız partnerinizden, seks bunların artmasına da neden oluyor.

Prostat kanseri riskini azaltıyor
Son yıllarda yapılan araştırmalar, erkeklerin 20 yaşından sonra prostat kanseri riski içine girdiklerini belirtiyor. Düzenli bir cinsel yaşamı olan ve seks yapan erkeklerde prostat kanseri riskinin, cinsel yaşamı durgun erkeklerle karşılaştırıldığında daha az olduğunu ortaya koyuyor.

Pelvis kaslarını güçlendiriyor
Pelvis (leğen kemiği hizası) kaslarının güçlenmesi için Kegel gibi birkaç pelvik egzersizi yapmanın yararlı olduğunu söylüyor doktorlar. (Kegel egzersizi yapmak için pelvis tabanı kaslarınızı 5 saniye süreyle kasıp sonra 5 saniye rahat bırakın ve bunu 10 kez tekrarlayın).

Kegel egzersizleri, seksten daha çok zevk almanızı sağlar, pelvis bölgenizi güçlendirir, hayatınızın ileriki aşamasında idrarınızı tutamama sorunuyla karşılaşma riskini minimum seviyeye indirir. Tabii haftada üç ya da daha fazla kez seks yaptığınızda da pelvis kaslarınız en az Kegel egzersizindeki kadar güçleniyor.

Daha iyi uyumanızı sağlıyor
Araştırmalara göre aşk hormonu orgazm süresince artıyor ve uykuya geçişi kolaylaştırıyor. Yeterli sağlıklı uyku uyumak da aşırı kilo problemi ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarını önlüyor. Seksten hemen sonra uykuya geçip, rahatlamamızın sırrı da bu hormonda yatıyor…

Güzelleştiriyor
Seks sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk hormonunun aşırı derecede salgılanması, kalıcı güzellikte önemli etkenler arasında. Araştırmalar, haftada üç defa seks yapan kadınların, en az 10 yaş daha genç ve güzel göründüklerini ortaya koyuyor.

Kaynak: pudra. com

Erkekler neden evlilikten korkar?

Evlilik fobisi yaşayan erkekler bunu neden yaşıyor, bir de onların gözünden bakın.

Erkeklerin çoğunun evlilik fobisi yaşadığını inkar edemeyiz. 
Tabi bu konuda cinsiyetlere dair bir genelleme yapmak doğru değil; çünkü bağlanmaktan korkmayan erkekler veya bağlanmaktan korkan kadınlar da vardır elbet. Ama bu yazı sadece ‘evlenmekten korkan erkekler’ üzerine; bu durumda alınganlık yaşayan kadınların aslında yaşamaması üzerine. Çünkü bağlanma korkusu bizim partnerimizle olan kişisel farklılıklarımızdan değil; kadın ve erkeğin farklılığından kaynaklanan bir durum. Peki özellikle erkekler neden bağlanmaktan bu kadar korkarlar?

Özgürlüklerinin sona ereceğini düşünürler. 
‘Bekarlık sultanlıktır’. Elbet bir evlilik söz konusuysa özgürlükler ufacık da olsa kısıtlanır. Ama bu özgürlüğü dozunda yaşamak ve yaşatmak ilişkiyi yaşayan kişilerin elindedir. Artık erkek kendisini düşünürken partnerini de düşünmek durumundadır. Bir karar alınacağında sadece kendi fikri değil, iki kişinin ortak fikri söz konusudur. Kimi erkek bunu kabullenir, kimisi ise bu durumdan korkar.

Özel alanlarını kaybetmekten korkarlar. 
Birçok erkeğin evlenmeden önce kendine özel bir cumhuriyeti vardır. Örneğin evini kadınsı süslerden uzak tutmuş ve televizyon bölümünü maç keyfine göre düzenlemişlerdir. Onlar için bir kadınla aynı ev paylaşmak demek, evin dekorundan televizyon kanalına kadar bütün cumhuriyetin alt üst olması demektir. Yine her zaman olduğu gibi birlikteliklerde kişisel özel alanları korumak iki tarafın elinde.

Bu tip konularda henüz olgun hissetmiyor olabiliyorlar. 
Her insan farklı yaşta olgunlaşır. Kimi insan 30’lu yaşlara gelmeden evlilik gibi konulara sıcak bakarken, kimisi bu duruma 40’lı yaşlarda alışabiliyor. Bu nedenle olgunluk da erkeklerin ciddi birliktelik, evlilik, bağlanma gibi konularda yaşadığı korkunun temelinde yatabiliyor.

Bürokratik işlemlerle uğraşmak istemezler. 
Evlilik demek bir sürü kurum, bir sürü imza demek. Dolayısıyla evlilik, erkeklerin gözünde iyice büyüyen bir eyleme dönüşür. Bu gibi bürokratik işlemlerin yapılacağını düşünmek birçok erkeği evlilikten soğutuyor.

Eski tatsız tecrübeler yenisi konusunda endişe yaşatır. 
Mutlaka hepimizin kötü bir ilişki tecrübesi olmuştur. Her ne kadar sizi etkilemediğini düşünseniz de kötü tecrübenizin mutlaka daha sonraki ilişkilerinizin oluşumunda endişe yaratan bir etkisi olur. Bu tecrübe aldatılma, terk edilme, dolandırılma, vb her şey olabilir. Halbuki bu endişeyi yaşamak yerine ders almak, daha sonra yaşanan ilişkinin daha sağlıklı olmasına yardımcı olur.

Kaynak: pudra. com

Yanık nasıl tedavi edilir?

Hangi tür yanıklar evde tedavi edilebilir? Hangi tür yanıklarda hastaneye gidilmesi gerekmektedir? Yanıklarda ilk yapılması ve hiç yapılmaması gerekenler nelerdir? Tüm soruların yanıtları haberimizde!

Gün içerisinde hepimiz farklı kazalar yaşayabiliriz. Bu kazalar evde, iş yerinde ve sokakta yürürken herhangi bir zaman diliminde gerçekleşebilir. Yaşadığımız kazalar da en tehlikeli olanı ise yanık yaralanmalarıdır. Bu tür yaralanmalarda hayatımızı derinden etkileyen sonuçlara maruz kalabiliriz. Birçoğumuzun yaşadığı yanıklar konusunda Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu önemli bilgiler verdi.

Yanık nedir?

“Vücuttaki herhangi bir bölgenin ısıya maruz kalarak zarar görmesi durumuna yanık yaralanması nedir. Yanıklar kimyasal yanıklar ve fiziksel yanıklar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Fiziksel yanıklar haşlama, elektrik yanıkları, sürtünmeyle oluşan yanıklar gibi çeşitlilik gösterirler. Vücutta oluşan yanıklarda üç şekilde derecelendirilir.

1. Derece yanıklar dediğimiz deride fazla hasar oluşmayan ve iyileşme süreci daha kolay olan yanıklardır. Örnek olarak güneş yanıkları verilebilir.

2. Derce yanıklar ise ısının derinin alt tabakasına ulaşarak, ciltte sıvı kabarcıkları oluşturan yanıklardır.

3. Derece yanıklar ise ısının tamamen derinin alt tabakasına ulaşarak sinirlere ve kas bölümlerine zarar vermesi sonucu oluşan yanıklardır.”

Hangi tür yanıklar evde tedavi edilebilir?

“Aslında bütün yanıkların bir uzman tarafından kontrol edilmesi gereklidir. Fakat ev içerisinde bazen ufak çaplı yanık yaralanmaları yaşanabilir. Bunlar ise ütü yaparken elinizin ütüye değmesi veya çaydanlık ya da tencere tutarken yaşanan ufak yanık kazaları olabilir. Bu tür yanıklarda kişi yanan bölgeyi mutlaka soğuk suya tutmalıdır. Acıyı hafifletecek yanık merhemlerini kullanabilir.”

Hangi tür yanıklarda hastaneye gidilmesi gerekmektedir?

“ %15 derecenin üstündeki bütün yanıklar uzman tedavisi gerektirir. Doğru bir uzman tercihi yapılmalıdır. Çünkü bu tür yanıklar da gerektirdiği gibi tedavi uygulanmazsa kişinin hayatını derinden etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Tedavisi zorunlu yanıklar ise çocuk yanıkları, elektrik yanıkları ve özel bölge yanıkları boyun, yüz, göz kenarları, el ve parmaklarda oluşan yanıklardır. Bu tür yanıklarda önemli olan bölgenin fonksiyonel özelliğini kaybetmeden tedavinin uygulanmasıdır.”

Yanıklarda ilk yapılması gereken nedir?

“Yanığa sebep olan etkenden kişi uzaklaştırılmalıdır. Kimyasal yanıklarda mutlaka bölge temiz suyla uzun süre yıkanmalıdır. (çamaşır suyundan ellerin zarar görmesi gibi) Eğer kişinin vücut bölgesinde bir yanma olduysa üzerindeki kıyafetleri hemen çıkartılmalıdır. Yanık olan bölge mutlaka 10–15 dakika suya tutulmalı ve soğutulmalıdır. Kişi yanığın olduğu bölgeyi kapatmalıdır. Alev alarak bir yanma yaşanıyorsa kişi koşturmaya başlar mutlaka durdurulmalıdır. Eğer bu şekilde devam ederse yanık daha çok bölgeye ilerler. Acil olarak hastaneye götürülmelidir.”

Yanıklarda yapılmaması gerekenler nelerdir?

“Kesinlikle herhangi bir yanığa maruz kalındığında diş macunu, biber salçası, balmumu, süt ve yoğurt sürülmesi gibi işlemler uygulanmamalıdır. Bu tür hatalar kişinin yaşamı için olumsuz sonuçlar doğurabilir.”

Yanık tedavisi nasıl yapılır?

“Hastanın yaşadığı yanma durumuna göre tedavi uygulanır.

1. Derece dediğimiz hafif ölçekli yanıklarda ağrıyı kesen merhemler kullanılır ve hasta ayakta tedavi edilebilir. 2. ve 3. Derece yanıklar da ise açık veya kapalı pansuman yapılır. Özel bölge yanıklarında deri grefti dediğimiz vücudun başka bir bölümünden deri parçası alınarak bir nevi yama dediğimiz işlem uygulanır. Fakat yanık tedavileri estetik cerrahisinde en zor tedavi yöntemlerindendir. Aynı zamanda bir diğer yöntem olan silikon şilt tedavisi de yara ve yanık izlerinin silikleştirilmesin de uygulanır. Yanık bölge sıkıca sarılıp uzun süre kullanılması gerekir. Mutlaka uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Yanık tedavilerinde önemli olan başka bir konu ise hastanın erken tedaviye başlamasıdır. Bu şekilde yanık tedavisindeki süreç değişecektir.”

Yanık izleri tamamen ortadan kalkabilir mi?

“Özel bölge yanıkları dediğimiz el, yüz, boyun, kol, genital bölge yanmalarında bir cerrah için söz konusu iz kalması durumu değildir. Önemli olan bu bölgelerdeki işlevsel durumun devamlılığını sağlamaktır. 3. derece yanıklar olarak adlandırılan derin yanıklarda deri komple değiştirilse bile izleri tamamen yok etmek mümkün değildir. Ancak azaltılır ve yapılabilecek en iyi tedavi hasta için uygulanır.”

Kaynak: pudra. com

Yaşınıza göre bir stiliniz olsun

Yaşınız kaç olursa olsun, bir stiliniz mutlaka olsun! Her yaştan büyük bedenlere tavsiyelerimiz ayrıntılarda.

Bakımlı bir kadın her yaşta stil sahibidir. Bunu düşünen Foli, büyük beden kadınlara her yaşta şık olmayı öğütlüyor ve onlara yol gösterecek kıyafet önerilerini bizimle paylaşıyor.


20'li yaşlara stil önerileri
Eğer sizde bu yaşlar bir daha gelmez diyenlerdensiniz; tül üzeri şeritli bir bluz ve kombin olarak da, tokalı bir kapriyle modayı yakından takip ettiğinizi gösterebilirsiniz.
Bu sezonun diğer bir trendi ise yine 20'li yaşlardaki genç kızlara göre; jean kumaştan püsküllü ve bileklerde hippi bir etek üzerine metal işlemeli ve askılı bir bluz...


30'lu yaşlara stil önerileri
30'lu yaşlar her kadının en güzel yaşlarıdır. Siz de bu zamanlarınızı en güzel şekilde geçirmek istiyorsanız mutlaka dış görünüşünüze özen göstermelisiniz. Yazın hem gündüz hem geceye uyarlıyabileceğiniz, hem genç hem dinamik, hem de stil sahibi bir elbise vazgeçilmeniz olacaktır



40'lı yaşlara stil önerileri
Artık 40'lı yaşlarınızdasınız, geride bıraktığınız zamana göre daha sakin bir hayat yaşıyor ve stilinizi de ona göre belirliyorsunuzdur. Bizim de size tam bu anlamda bazı önerilerimiz var. Eğer çok büyük bir bedene sahip değilseniz, ipek vual bir bluz ve spor bir pantolon güzel bir ikili olabilir.
Eğer rahatlığım daha önemli diyorsanız, jean görünümlü bir tunik ve koton pantolon da diğer seçenek...



50'li yaşlara stil önerileri
50'li yaşlara geldikçe tarz iyice klasikleşebilir. Bunun tam tersi de olabilir. Klasik olan tarzınız geçen zamana inat değişmiş daha spor bir hal almış da olabilir.
Yaz günlerinde rahatça kullanabileceğiniz yarım kollu bir ceket ve tiril tiril bir kumaş pantolona ne dersiniz? Ya da sezonun rengi gri jarse tunik ve jarse pantolon?

Kaynak: pudra. com

Recommended Post Slide Out For Blogger

Kapat

Anne- bebek sağlığı

Sağlıklı Yaşam

Reklam

Hastalıklar ve Sağlığınız

Arşiv

 
Önizleme
© Copyright Sağlık TV 2010 -2011 | Yayıncımız NetWork Grup | Tasarım: Borneo Tasarım | Teknik: Blogger.