SON YAZILAR
latest

728x90

468x60

Önizle
Genel Sağlık
Yaşam

Hastalıklar

Hastalıklar/block-2/#e89319

Kadın Sağlığı

Kadın Sağlığı/block-2/#0099cc

Yaşam

Yaşam/block-3/#72347d

Ruh Sağlığı

Ruh Sağlığı/block-1/#2adca1

güzellik

güzellik/block-7/#00bfff

Cinsel Sağlık

Cinsel Sağlık/block-8/#E74C3C

Erkek Sağlığı

Erkek Sağlığı/block-9/#2874A6

Doğal Ürünler

Doğal Ürünler/block-4/#F4D03F

Diyet zayıflama

Diyet zayıflama/block-6/#34495E

Çocuk Sağlığı

Çocuk Sağlığı/block-6/#707B7C

Genel Sağlık

Genel Sağlık/block-5/#5499C7

SAĞLIK DÜNYASI

sağlık

En son makaleler

4 Mayıs 2021 Salı

Yanaklarım beni olduğumdan kilolu gösteriyor diyorsanız

Güzellik algısı tıpkı moda gibi dönem dönem değişime uğruyor. Kilo ise güzellik algısındaki en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ancak yüzdeki yuvarlak ve dolgun hatlar daha çok genetik geçişli oluyor ve kişi zayıfladığında dahi değişmiyor. 

Bu noktada son yıllarda gün geçtikçe yaygınlaşan "Bişektomi" yani "Hollywood yanağı" uygulaması önem kazanıyor. İşlem, özellikle sosyal medyanın ve moda algısına yön veren ünlülerin etkisiyle her geçen gün daha fazla kadın tarafından tercih ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Atilla Eyüboğlu, bişektomi uygulaması hakkında merak edilenleri anlattı.

Kadınlar daha güzel görünmek için "Hollywood yanağı"nı tercih ediyor

Ergenliğe kadar olan dönemde yuvarlak ve dolgun hatlar çocukları şirin ve sempatik göstermektedir. Ancak ergenlikten sonra keskin ve düzgün sınırlar daha çekici algılanmaktadır. Son yüzyılda da keskin hatlar güzellik algısında popüler hale gelmiştir. Eski video ve fotoğraflarda kadınlar tombul ve yuvarlak hatlarıyla göze çarparken bugün daha keskin ve üçgen biçimler ön plana çıkmaktadır. İşlemin Hollywood yanağı ismini almasının sebebi ise Hollywood yıldızlarının birçoğunun tercih etmesiyle adının duyulmasından kaynaklanmaktadır. Bu ünlülerin en önemli temsilcisi Angelina Jolie'dir. İşlem, çiğneme kaslarının arasındaki yağ yastıkçıklarının alınmasıyla gerçekleşmektedir.

Bu işlem 25 yaşından sonra yapılabiliyor

Uygulama esnasında yanak yağının azaltılmasıyla beraber elmacık kemiklerinin de kuvvetlendirilmesiyle daha estetik bir görüntü elde edilmektedir. Çok fazla yağ alınırsa yanak çökük kalır ve bu da kötü bir görüntü meydana getirir.Burada önemli olan doktor tecrübesidir. Hastanın yüzü bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Yüz yapısı aynı zamanda genetiktir. Yani ailede dolgun yanak var ise büyük ihtimalle akrabalarda da benzer şekilde olacaktır. Bu nedenle hasta diyet yaparak zayıfladığında dahi yanakları erimez. Bu nedenle tedavisi cerrahidir. Ancak işlem için genellikle 25 yaş beklenmektedir. Çünkü yanak yağı yastıkçıkları 25 yaşına kadar küçülmektedir.

45 dakikalık işlem sonrası günlük yaşama dönüş

Ameliyat sırasında ağız içinden yaklaşık 1 cm'lik bir kesi yapılarak yağın yaklaşık yüzde 40'ı alınmaktadır. Yaklaşık 40-45 dakika süren işlem, sedasyon ya da genel anesteziyle yapılmaktadır.Ağız içinde kalan ufak dikişler kendi kendine düşmektedir. İşlem sonrası süreçte kısa süreli antibiyotik kullanımı, ağız bakımı ve gargara uygulanmaktadır. Diğer dikkat edilmesi gereken şey ise 1-2 günlük sıvı tüketimidir. Üçüncü günden sonra püre gibi yumuşak doku içeren gıdaların tüketimine başlanabilir. 1 haftadan sonra ise hasta normal beslenmesine başlamaktadır. Bişektomi ameliyatı sonrası ağız içinde şişlikler olabilmektedir. Bunun oturması yaklaşık 2-3 hafta sürer. İlk aydan itibaren de nihai sonuca ulaşılır. İşlem hastanın konuşmasını engellemez. İş ya da günlük etkinliklerine işlem günü dahi etkisi olmaz. İşlemden çıktıktan sonra hasta aynı gün işine dönebilir.

Hollywood yanağı hakkında merak ettikleriniz


  • Bişektomi ile birlikte aynı seansta burun estetiği, kepçe kulak estetiği, çene botoksu gibi diğer bütün estetik işlemler kombine edilebilmektedir.
  • Bişektomi ile birlikte yanaktan yağ alınırken alınan yağlar elmacık bölgesine eklenerek daha güçlü bir görüntü elde edilmesi de sağlanabilmektedir.
  • Bişektomi dışında yanak bölgesine soğuk tedavileri, lipolizler veya yağı parçalayacak enjeksiyonlar yapılabilir ancak bu işlemler istenilen sonuç açısından cerrahinin yerini tutmaz. Yine de alternatif olarak hastalara sunulabilir.
  • İşlem sonrası yeni yüz yapısından memnun olmayan hastalar için bişektomi işlemi ile alınan yağlar yanak içine geri koyulabilmektedir. İkinci işlem için minimum 1 ay beklenmelidir.
  • Uygulama, Bichat isimli bir doktor tarafından tariflendiği için literatürde onun ismi kullanılmaktadır.
  • Bişektomi ameliyatının; Hollywood yanağı, yüz küçültme, yanak daraltma gibi farklı isimleri kullanılmaktadır.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Kadınların alışveriş arzusunu tetikleyen 7 neden…

Avantajix.com'un araştırmasına göre, biten bir ilişki, eş ya da erkek arkadaşla yaşanan sert tartışmaların ardından kırık kalple yapılan alışveriş kadının bütçesinde ortalama 210 liralık delik açıyor.

Kadınlar ortalama olarak indirim günlerinde 185, aybaşı/kredi kartı hesap kesim tarihlerinde 140, büyük bir taksidin sona erdiği günlerde de 125 liralık alışveriş yapıyorlar.

Kadınların alışveriş yaparken duygularına göre hareket ettikleri, bütçelerine en fazla hasarı ise kırık kalple alışverişe çıktıklarında verdikleri belirlendi.

500'ü aşkın sanal mağazadan alışveriş yapan herkese nakit para ödeyen Avantajix.com, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadın üyelerinin bir kısmına, alışveriş arzularını tetikleyen nedenleri ve bu dönemde ne kadar harcama yaptıklarını sordu.

Ankete yanıt veren kadınların alışverişte en fazla harcamayı, biten bir ilişki, eş ya da erkek arkadaşla yaşanan sert tartışmanın ardından yaptıkları ortaya çıktı.

Kırık kalple çıkılan alışverişler kredi kartı limitlerini zorlayıcı boyutlara ulaşabiliyor. Bu ruh haliyle yapılan alışverişlerin ortalaması ise 210 lirayı buluyor.

İndirim ya da kampanya dönemlerinde kadınlar kendilerini mutlaka alışveriş yapmak zorunda hissediyorlar. Sosyal medyada görülen bir reklam, bir e-posta bile kadınların ortalama 185 lira harcamalarına yol açıyor.

Aybaşı ya da artık aybaşının yerine geçen kredi kartı hesap kesim tarihlerinde de kadınlar ortalama 140 liralık alışveriş yapıyorlar.

Büyük bir taksidin sona ermesi de kadınların alışveriş için kendilerini özgür hissettikleri günlerin başında geliyor. Taksidin son ödemesini yapar yapmaz çıkılan alışverişte kredi kartlarına ortalama 120 liralık ekstra yük biniyor.

Modaya uyma isteği de kadınları alışveriş için dürten nedenlerden biri. Bu dönemlerde yapılan alışverişin ortalaması ise 90 lira.

İşyerinde kötü geçen bir gün sonrası kendisini çarşı, pazara ya da internetteki sanal mağazalara atan kadınlar ortalama 75 liralık harcama yaparken, kadın kadına çıkılan alışverişlerde de ihtiyaç olmasa da ortalama 50 liralık bir ürünle eve dönülüyor.

ALIŞVERİŞ BİR TERAPİ, ERTESİ GÜNKÜ PİŞMANLIĞI OLMASA…

Anketin sonuçlarını yorumlayan Avantajix.com kurucu ortağı Güçlü Kayral'a göre alışveriş, birçok insan için ama özellikle kadınlar için bir terapi.

Duyguların baskın olduğu alışverişlerin ertesi günü bütçe aşımından dolayı pişmanlık duyulmasının da sıklıkla yaşanan bir durum olduğunun altını çizen Kayral, şunları söyledi:

"Alışverişte suçluluk duymayı engellemenin yollarından biri ürünü en uygun fiyata almaktır. Önce karşılaştırma sitelerinden en ucuz fiyatı bulduktan sonra, indirim kuponu sitelerinden o fiyatı daha da ucuzlatabilir ve en sonunda da Avantajix gibi alışveriş yaptıkça ödül veren siteleri kullanarak alışverişi -değil suçluluk duymak- arkadaşlarına gurur duyarak anlatabilecekleri bir hikayeye çevirebilir."

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

En özel gün öncesi hangi antioksidanı tercih etmeli?

Evlilik sezonun açılması ile gelin adaylarının büyülü gecede kendilerini peri masalarında hissetmelerinin şüphesiz en doğru yolu istedikleri gelinlikle olabilmekten geçiyor. Bu sebeple düğün öncesinde çeşitli detoks, diyet ve antioksidan çalışmalarına başvuruyor. 

Sports International'ın Diyetisyeni Gurbet Ünal, gelin ve damat adayları için en uygun hazırlık sürecini paylaştı.

" Gelinlik ve damatlık için diyete girmeden önce son bir kez istediğim her şeyi yemeliyim düşüncesi düğün sürecinde sık yapılan beslenme hatalarının başında geliyor"

Gelin ve damat adaylarının sık yaptığı hataları belirten Diyetisyen Gurbet Ünal, "Diyeti bozduğunuz anda her şeyin bitti sanılması, diyet ürünlerin enerjisinin olmadığının düşünülmesi, aç kalarak zayıflayacağının düşünülmesi, yetersiz su tüketimi ve egzersiz yapmamak düğün sürecinde sık yapılan beslenme hatalarının başında yer alıyor. Diyet yaparken en büyük motivasyon kaynaklarından birisi kişinin kendisine diyet partneri bulmasıdır. Bu süreçte eş adaylarının aynı motivasyonda bir birlerine sürekli hatırlatması durumu da avantajlı gördüğümüz noktaların başında yer almaktadır" dedi.

"Detoks suyu ya da diyetleri önermiyorum"

Hazırlık sürecinde paketli gıdalardan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Gurbet Ünal, " Detoks suyu ve diyetleri gibi uygulamalar bireylerin almaları gereken enerjinin altında enerji ile beslenmelerinden kaynaklı geriye dönüşsüz olarak metabolizma yavaşlamasına neden olabiliyor. Bu tarz uygulamalar bütün gün uygulanan düzenler olmamalı. Ancak bireyler şöyle yapabilirler vücutlarının detoks sistemlerini çalıştıracak antioksidan aktivitesi yüksek besinleri bu süreçte daha sık tercih edebilirler. Vücudun detoks sistemi için şunu söyleyebilirim. Zaman içerisinde hem yediğimiz besinlerden hem de çevresel etmenlerden dolayı vücudumuzda toksinler artar. Bu durum vücutta oksidatif stres dediğimiz birtakım metabolik sonuçlara neden olur. Metropol yaşantısı, stres ve kötü doğa koşulları da eklendiğinde, vücuttan atamadığımız ve sürekli maruz kaldığımız toksinler zamanla karaciğer ve böbrekler başta olmak üzere sağlığımızı olumsuz etkiler. Düğün sürecinde en yoğun stres zamanlarından biri olarak kabul edebiliriz. Bu süreçte antioksidan aktivitesi yüksek besinleri eklersek aslında vücudun doğal detoks sistemine katkı sağlamış oluruz. Vücudun bir nevi arınmasını artırmak için illa meyveleri blendırdan geçirip smoothie haline getirmenize gerek yok, hatta bu tarz uygulamalarda antioksidan aktivitesi yüksek vitaminlerden olan C vitaminini büyük ölçüde kayba uğratabilirsiniz."

Gelin ve damat adaylarına özel antioksidan tavsiyeler

Kahvaltı

Yumurta
Mevsim yeşillikleri
Ceviz/fındık/badem
Ekmek (çavdar, tam tahıl, ekşi maya vb)

Öğle yemeği
Balık
Mevsim yeşillikleri
Ekmek (çavdar, tam tahıl, ekşi maya vb) veya karabuğday veya kinoa veya bulgur

Akşam yemeği
Ispanak yemeği
Mevsim yeşillikleri
Ekmek (çavdar, tam tahıl, ekşi maya vb) veya karabuğdayveya kinoa veya bulgur

Ara öğünler
ahududu, böğürtlen, üzüm, yaban mersini, çilek gibi meyveler
badem, cevizveya fındık
beyaz çay/yeşil çay

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Karantinada bağışıklığı etkileyecek 8 hata

Karantinada bağışıklık sisteminizi kötü etkileyebilecek 8 hata

Düşünüldüğünden daha karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemimiz tükettiğimiz besinler dâhil birçok faktörden etkileniyor. 


Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, hareketli yaşam ve düşük stres gibi yaşam tarzı faktörleri ile bağışıklık sisteminin vücudu enfeksiyon ve hastalıklarla savaşmaya en etkili şekilde hazırladığını hatırlatan Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hilal Karaca, bu konuda yapılması gerekenlerin yanında yapılmaması gerekenler olduğuna da dikkat çekti. Özellikle hafta sonu ve yaklaşan yılbaşı gibi kısıtlama dönemlerinde evde geçirilen uzun saatlerde beslenmeden, uykuya yapılacak hataların sonrasında bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebileceğine işaret etti…

1.  Sağlıksız atıştırmalıkların artması 

 

"Evde kaldığımız bu dönemlerde, ekran karşısında işlerimizi tamamladığımızda elimiz sürekli atıştırmalıkla gidiyor olabilir. Bir de bunun yanında eve sipariş verme kolaylığının artması bizleri sağlıksız seçimler yapmaya yönlendiriyor" diyen Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hilal Karaca,  şu bilgileri verdi: "Gün içerisinde fark etmeden yaptığımız atıştırmalıklar günlük şeker, tuz ve doymuş yağ tüketimimizin artmasına ve bağışıklık sistemimizin baskılanması ile sonuçlanabilir. Daha olumlu etkiler için; paketli ürünleri olabildiğinde evinize almamaya çalışın. Bunun yerine, meyve sebze tüketimini desteklemeye çalışın. Gözünüzün önüne koyabileceğimiz bir meyve sepeti ile çiğ kuruyemiş kasesi veya sağlıklı tariflerden yapılmış atıştırmalıklar bu konuda size yardımcı olabilir."


2. Yanlış diyet ve takviyeler


Pandemi döneninde birçok kişinin kilo aldığını ve bu dönemde de alınan bu kiloları vermek için çaba içine girdiklerini söyleyen Hilal Karaca, buna yönelim yapılan hataların da sağlık açısından risk oluşturabileceğini anlattı. "Kilo vermek için uygulayacağınız kısıtlı ve sağlıksız diyet senaryoları, bağışıklık sistemimizi güçlendirecek besin öğelerinden yoksun olması nedeniyle hastalıklara karşı gücünüzü azaltacaktır." Diye konuşan Yeditepe Üniversitesi Bağdat Caddesi Polikliniği Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hilal Karaca şu bilgileri verdi: "Yeterli miktarda, çeşitli besin gruplarını tüketmek, bağışıklık hücreleri dahil tüm hücrelerin sağlığı ve işlevi için gereklidir. Bununla beraber yine bağışıklığımızı korumak adına hekim önerisi olmadan aldığımız multivitamin, vitamin ve besin desteklerinin toksik etki yaratması veya kullanılan diğer ilaçlarla etkileşime girmesi de mümkün. Bu nedenle Hipokrates'in dediği gibi; besinler ilaçlarımız olsun."

 

Karantinada bağışıklık sisteminizi kötü etkileyebilecek 8 hata

3. Yeterince Uyumamak


Uyku ve bağışıklığın da birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu hatırlatan Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hilal Karaca, yetersiz veya kalitesiz uykunun, beslenme düzenini kötü yönde etkileyerek hastalıklara yakalanma riskinizi artırabileceğini söyledi. Bununla birlikte yeterince dinlenerek doğal bağışıklığı güçlendirmenin mümkün olduğunu belirterek, "Uyumakta güçlük çekiyorsanız, yatmadan önce ekran süresini bir saat için sınırlamayı deneyin, çünkü telefonunuzdan, televizyonunuzdan ve bilgisayarınızdan yayılan mavi ışık vücudunuzun doğal uyanma-uyku döngüsünü bozabilir. Çoğu yetişkinin gece başına en az 7 saat uyuması gerekir" diye konuştu. 

 

4. Vücudun Susuz Kalması


Su, bağışıklık sisteminizi desteklemek de dahil olmak üzere vücudumuzda birçok önemli rol oynuyor. Vücudumuzda enfeksiyonla savaşan önemli bağışıklık hücrelerini taşıyan ve dolaşım sisteminizdeki lenf adı verilen bir sıvı büyük ölçüde sudan oluşuyor. Bu nedende susuz kalmak, lenf hareketini yavaşlattığı gibi bağışıklık sisteminin de bozulmasına olabiliyor. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hilal Karaca, bu nedenle egzersiz yapılması veya terleme olmadan da nefes alıp vererek ve idrar ve bağırsak hareketleriyle sürekli olarak su kaybedildiğini söyledi.   "Susuz kalmak baş ağrısına neden olabilir ve fiziksel performansınızı, odaklanmanızı, ruh halinizi, sindiriminizi ve kalp ve böbrek fonksiyonunuzun düzgün çalışmasını engelleyebilir. Susuz kalmak sizi hastalığa daha yatkın hale getirebilir, her gün yeterli miktarda su içtiğinizden emin olun" dedi. 

 

5. Stres Seviyesini Yönetememek


Bağışıklık sistemi üzerinde çok büyük etkisi olan unsurlardan biri de stres. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hilal Karaca, normalde vücudumuzun yarattığı stresin faydalı olduğunu ancak özellikle karantina dönemleri gibi dönemlerde uzun süreli stresin bağışıklık sistemimizde dengesizliklere sebep olabileceğine işaret etti. Stres, kilo ve bağışıklık arasındaki ilişkiyle ilgili şunları anlattı:   "Kaygı, depresyon, sindirim sorunları, kalp hastalığı, uyku bozuklukları, fazla kilo alımı, hafıza ve konsantrasyon sorunları dahil sağlık sorunları riskinizi artırır. Karantinada, evde yapabileceğimiz stres yönetimi aktiviteleri sınırlı olduğundan, stres size daha fazla sağlıksız besin tüketmenize yol açabilir. Buda bağışıklık sisteminizle beraber vücudunuzun sağlıklı çalışma şeklini bozabilir. Meditasyon, yoga, egzersiz, toprakla ilgilenme, çeşitli hobiler gibi aktiviteler yoluyla stres seviyenizi düşürebilir, bağışıklık sisteminizin düzgün çalışmasını sağlayabilirsiniz."

Karantinada bağışıklık sisteminizi kötü etkileyebilecek 8 hata

6. Hareketsiz Kalmak


Fiziksel aktivite, sadece kas yapımı ve stresten kurtulmak için değil, aynı zamanda sağlıklı olmanın ve sağlıklı bir bağışıklık sistemini desteklemenin önemli bir parçası. Egzersiz genel bağışıklık hücrelerinin ve diğer enfeksiyonla savaşan moleküllerin vücutta daha kolay dolaşmasını sağlayarak bağışıklığınızı destekler. Araştırmaların her gün 30 dakika kadar kısa bir süre orta-şiddetli egzersiz yapmanın bağışıklık sisteminizi canlandırmaya yardımcı olduğunu gösterdiğini hatırlatan Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hilal Karaca, "Karantina döneminde, gün içerisinde evde daha hareketli hale kalmaya çalışabilirsiniz. Dans edebilir, temizlik yapabilir, egzersiz veya spor aletlerinden faydalanabilirsiniz" diye konuştu. 


7. Sigara kullanımı


Tütün kullanımı ile akciğer kapasitesinde ve besin emiliminde azalmaya ve buna bağlı bağışıklık sisteminizin düşmesine sebep olabiliyor. "Covid19'un ortaya çıkması ile 1 milyondan fazla sigara kullanıcısı sigarayı bıraktı ve bağışıklık sistemlerini bloke etmemek için çok faydalı bir adım attı." diyen Hilal Karaca,  "Ayrıca sigara tüketimi tat duyusunu değiştirerek, yediğimiz besinlerden düzgün tat alamamamıza böylece daha fazla besin tüketmemize neden olur. Bu döngü bağışıklık sistemimizi kötü yönde etkiler" şeklinde konuştu. 

 

8. Alkol kullanımı


Kısa sürede tüketilen yüksek miktardaki alkol ve düzenli tüketilen alkolün bağışıklık hücrelerimizi baskıladığı için enfeksiyon ve hastalık dönemlerinde tüketilmemesi gerektiğinin altını çizen Beslenme ve Diyet Uzmanı. Hilal Karaca şu bilgileri verdi:  "Alkol kullanımı arttıkça, su tüketimi azalır ve riskli davranışların gelişme ihtimali artar bu nedeniyle çok sık alkol tüketilmemeli.  


*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

İdrarı tutmak enfeksiyona sebep olabilir

İdrar yolu enfeksiyonu çocuklarda üst solunum yollarından sonra en sık görülen ateşli hastalıklardan biri. 

İdrar yolu enfeksiyonunun kabızlıktan, idrar tutmaktan, işeme bozukluğundan ya da üriner sisteme ait birtakım bozukluklarından dolayı ortaya çıkabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Bıyıklı, "Bir bebek ya da çocuk ateşli bir idrar yolu enfeksiyonu geçiriyorsa bu çocukların 3'te birinde altta yatan idrar yolu sistem bozukluğu ya da fonksiyonel bir bozukluk ihtimali olabilir" dedi.

Çocuklarda böbrek ve idrar yollarına bakterilerin yerleşmesi sonucunda ortaya çıkan idrar yolu enfeksiyonunun belirtilerinin ateş, kusma, karın ağrısı, idrar kaçırma, idrar yaparken yanma, bebeklerde idrar yaparken ağlama, idrarın renginde ve kokusunda değişiklik, halsizlik ve bebeklerde ayrıca kilo alma problemleri olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Bıyıklı, idrar yolu enfeksiyonundan korunma yöntemlerini paylaştı.

Kesin tanı için idrar örneği gerekli

Çocukta klinik olarak idrar yolu enfeksiyonundan şüpheleniliyorsa tanı koymak için mutlaka uygun koşullarda alınmış idrar örneğinin gerekli olduğunu vurgulayan Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Bıyıklı, "Bu idrar örneğinde hem idrar analizi hem de idrar kültürü testi yapılmalı. Çocuklardan idrar örneği alınmasının birkaç yöntemi var. Tuvalet eğitimini tamamlamış çocukta kaplarla alabiliyoruz ancak bebeklerden idrar almak daha güçlük yaratan bir durum. Dolasıyla bebeklerden idrar alırken ya steril idrar torbaları kullanılabilir ya çocukların çiş yaptığı yerden örnek alınabilir ya da iğne ile karın üstünden idrar torbasına girerek idrar örneği alınabilir" dedi.

Tedavi erken sonlandırılmamalı

İdrar yolu enfeksiyonun tedavisinin antibiyotik kullanımı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Neşe Bıyıklı, "Üreyen mikroorganizmaya ve çocuğun klinik durumuna göre şurup formunda ya da iğne formunda antibiyotik tedavileri seçilebilir. Yine çocuğun klinik durumuna göre hastanede yatarak ya da ayaktan tedavi mümkün. İlaçlar tedavi süresi boyunca mutlaka hekimin belirlediği süre içerisinde kullanılmalı. Birkaç gün içerisinde çocuk kendini iyi hissetmeye başlayınca erken tedaviyi sonlandırmak en çok çekindiğimiz konulardan bir tanesidir çünkü enfeksiyon tekrardan ortaya çıkabilir. Bunun dışında bol bol su içilmesi önemli çünkü idrar akımının artırılması enfeksiyon tedavisi için bize yardımcı olur" şeklinde konuştu.

İdrar yolu enfeksiyonu yüzde 50 ile 70 oranında tekrarlayabilir

İdrar yolu geçiren bir çocukta üç konuyu oldukça önemsediklerini dile getiren Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Bıyıklı, "Bunlardan bir tanesi idrar yolu enfeksiyonunun tekrarlama riski. İdrar yolu enfeksiyonu geçiren bir çocuk yüzde 50 ile yüzde 70 aralığında enfeksiyonu tekrarlama riski taşır. Bu bizim açımızdan önemlidir. İkinci önemli konu ise; çocuklar idrar yolu enfeksiyonu geçirdiklerinde bunun böbrekten mi yoksa mesaneden mi kaynaklandığını ilk başta anlayamayabiliriz. Böbrekten kaynaklı idrar yolu enfeksiyonları eğer böbrekte bir zedelenme veya hasar bıraktıysa ileriki yaşlarda önemli sorunlar yaşanabilir. Kan basıncı yüksekliği yani hipertansiyon hastalıkları veya böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi rahatsızlıklar yaşanabilir. Bunun dışında idrar yolu enfeksiyonu geçiren bir çocukta yüzde 30 ile yüzde 50 olasılığında idrar yolu kaçağı gibi bir problem olabilir. Bunlar zamanında tanı konulmazsa tekrarlanan enfeksiyonlarla zarar verir" açıklamasında konuştu.

Enfeksiyondan korunmada en önemli unsur hijyen

İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmak için en önemli adımın bol su tüketimi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Neşe Bıyıklı, "Biz özellikle çocuklara bol su verilmesini ve su içme alışkanlığının kazandırılmasını söylüyoruz. İdrar akımı bolca olursa idrar torbası tam ve düzenli olarak boşaltılırsa yani işeme eylemi ertelenmezse risk azalır. Çocuğun 3-4 saatte bir idrar torbasını düzenli olarak boşaltması önemli bir faktör. Kabızlığın önlenmesi önemli çünkü kabızlık hem bağırsakların dolmasıyla idrar torbasına baskı yaparak enfeksiyonu kolaylaştırır hem de idrar torbasının rahat boşalmasına engel olur. Hijyen koşullarına dikkat edilmesi önemli. Tuvalet temizliğinin özellikle kız çocuklarında önden arkaya doğru yapılması, pamuklu ve rahat çamaşırlar giyilmesi, işemenin ertelenmemesi özellikle önemli olan konulardan bazıları" dedi.

Yineleyen hastalarda böbreklerdeki yapısal problemler incelenmeli

Enfeksiyonun tam olarak iyileşip iyileşmediğini öğrenmek için kontrollü idrar tahlilleri ve idrar kültürlerinin yapılması gerektiğini söyleyen Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Bıyıklı, "Onun dışında eğer şüphelendiğimiz başka klinik bulgular varsa hastalarımıza belli aralıklarla, bir şikâyeti olmasa bile idrar tahlillerinin ve kültürlerinin yapılmasını istiyoruz. Şüphelendiğimiz çocuklarda ise böbreklerde yapısal bir problem olup olmadığını inceliyoruz. Eğer enfeksiyonu yineliyorsa o zaman özel böbrek filmleri istiyoruz" şeklinde konuştu.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Meme küçültme ameliyatı ile bel ağrılardan kurtulmak mümkün!

Meme küçültme ameliyatı ile bel ağrılardan kurtulmak mümkün!

Büyük göğüsler her ne kadar bazı hanımlar için bir rüya olsa da, kimi hanımlar için ciddi bir sorundur. 


Gerek görsel olarak, gerekse vücuda yüklediği ağırlık bakımından bir sorun olan göğüslerin küçültülmesine yönelik operasyonlar ise günümüzde yaygın biçimde yapılır. Göğüs küçültme ameliyatı ile bilmek istediklerinizi; Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Tayfun Türkaslan Yanıtlıyor.


Göğüs Küçültme nedir?


Göğüs küçültme, gereğinden fazla büyüklüğe sahip göğüslerin ideal ölçülere getirilmesi için gerçekleştirilen operasyonlardır. Çok büyük göğüslerin, uzun vadede deformasyon olasılığının daha fazla olmasının yanı sıra, vücudun denge noktasının üzerinde ciddi bir ağırlığa sebep olma durumu vardır. Bu ağırlık, orta ve uzun vadede, kas ve eklem hastalıklarına neden olabilir ve günlük etkinlikler üzerinde sürekli olarak negatif etkiye neden olur. Bu bakımdan, göğüs küçültme ameliyatı sıkça tercih edilir.


Göğüs küçültme ameliyatı, boyun ve sırt ağrısının yanı sıra büyük göğüslerin neden olabileceği diğer sorunları gidermek için güvenli ve etkili bir prosedürdür. Çoğu durumda, gençlerin meme küçültmeden önce göğüslerinin gelişmesinin bitmesini beklemeleri önerilir. Ancak belirtiler kızınızın günlük işlerini zorlaştırıyorsa veya yaşam kalitesini bozuyorsa, büyümesini bitirmemiş olsa bile göğüs küçültme mümkün olabilir. Göğüsleri henüz tam olarak gelişmemişse, yaşamın ilerleyen dönemlerinde ikinci bir ameliyat gerekli olabilir. 


Tüm ameliyatlarda olduğu gibi meme küçültmede de bazı riskler söz konusudur. Ancak kurul sertifikalı, deneyimli bir cerrahın elinde bu riskler genellikle düşüktür. Göğüs küçültme ameliyatı genellikle kronik sırt ağrısını, boyun kası spazmlarını ve büyük göğüslere bağlı omuz ağrısını hafifletir. Diğer yaygın faydalar arasında daha iyi duruş, daha iyi göğüs görünümü ve göğüslerin altında daha az cilt tahrişi bulunur. Ameliyat ayrıca kızınızın kendi imajına da yardımcı olabilir ve onun fiziksel aktiviteye daha rahat bir şekilde katılmasını sağlar.


Genel olarak, meme küçültme ameliyatının ana riskleri herhangi bir ameliyatla aynıdır: enfeksiyon, kanama, yaralar ve kan pıhtıları. Kızınızın ameliyat sonrası meme uçlarında ve areolada uyuşma olabilir. Göğüslerinin içinde ve dışında kalıcı bir iz kalacağını fark etmesi de önemlidir. İzler zamanla kaybolur ama asla kaybolmaz. Sütyen askısı baskısı nedeniyle derin omuz olukları geliştirmişse, bu oluklar muhtemelen ameliyattan sonra kalacak, ancak basınç azalacaktır. Bazı durumlarda meme küçültme ameliyatı emzirmeyi zorlaştırabilir. Ancak bu genellikle kullanılan cerrahi tekniğe bağlıdır. Kızınızın cerrahıyla kullandığı teknik ve emzirmeyi engelleme olasılığı hakkında konuşun.


Ameliyattan sonra biraz ağrısı olsa da, genellikle ağrı kesici ilaçlarla etkili bir şekilde kontrol edilebilir ve normalde uzun sürmez. İyileşme genellikle birkaç hafta sürer, ancak iki hafta içinde kızınız büyük olasılıkla birçok günlük aktiviteye devam edebilir. Kaldırma ve diğer fiziksel aktiviteler genellikle meme küçültme ameliyatını takiben dört haftaya kadar kısıtlanır. Hiç büyük, dolgun göğüslere sahip olmak bir lütuftan çok bir lanet olabilir mi? Bu özellikle, yaşlandıkça bu fazla ağırlığı yanınızda taşıdıkça doğru görünüyor. 


Her zaman bol miktarda göğüs göğsünüz olmuş, kiloda dalgalanmalar olmuş veya hamilelikten sonra göğüs büyüklüğünüzün artmış olması, daha büyük fincan büyüklüğünüzden rahatsızlık duyabilir. Göğüsleriniz vücudunuzun geri kalanıyla orantısız olduğunda, bu fazla kilo dengenizi bozarak duruşunuzda, boynunuzda veya omuzlarınızda sorunlara neden olabilir. Belinizde ilaca veya tedaviye cevap vermeyen ağrıdan rahatsızsanız, göğüs küçültme ameliyatı cevap olabilir.


Meme Küçültme Sırt, Boyun ve Omuz Ağrılarına Çözüm Olabilir


Belinizdeki kronik ağrınızın sırtınızla hiçbir ilgisi olmayabilir ve her şeyin göğüs büyüklüğünüzle ilgisi olabilir. Göğüslerinizin ağırlığını belli bir şekilde taşıyarak telafi ediyorsanız sırtınızda strese neden olabilir. Göğüs küçültme ameliyatı, boynunuzun ve omuzlarınızın yanı sıra sırtınızdaki gerginliği de hafifletebilir. Göğsünüzden bu kadar fazla kilo aldığınızda aradaki farka inanamayacaksınız.


Meme Küçültme Ameliyatı Sırasında Neler Beklenmeli


Göğüs küçültme ameliyatı ayakta tedavi prosedürü olarak yapılır. Ofise vardığınızda size anestezi veya intravenöz sedasyon sağlanacaktır. Göğüslerinizde küçük kesiler açılır ve göğüslerin boyutunu küçültmek için yağların yanı sıra fazla doku alınır. Kesiler kapatılacak ve iyileşmeniz için eve gönderileceksiniz. Bandaj giyeceksiniz ve şişliği azaltmak ve rahatsızlığı en aza indirmek için bir destek sütyenine ihtiyacınız olabilir. Kesilerinizin bakımı ve aktivite kısıtlamaları konusunda size bilgi verilecektir.


Meme Küçültme Ameliyatının Faydaları Hakkında Daha Fazla Bilgi Edinin

Büyük göğüs problemi yaşıyorsanız, bundan kurtulmanın çok da zor olmadığını bilmelisiniz. Ancak bunun için elbette uzman hekimlerle görüşmeli ve bilimsel tıbbi bilgi edinmelisiniz. Tıp otoriteleri dışında size gerçek anlamda fayda sağlayacak herhangi bir alan yoktur. Hiçbir şekilde bilimsel olmayan yöntemlere başvurmamalı ve kliniklerden destek almalısınız. Her ne kadar hekimler tarafından kolaylıkla gerçekleştirilebilen uygulamalar olsa da, göğüs küçültme tıp dışındaki denemelerle ciddi sorunlara dönüşebilir.


*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Ramazan'da kilo vermenize yardımcı olacak öneriler

Son yıllarda Ramazan Ayında oruçlu geçirilen süre 16 saat civarında. Ancak kilo aldığından şikâyet edenler de var. 

Türkiye'de hem Uzman Klinik Psikolog hem de Uzman Diyetisyen ünvanlı tek isim olan Merve Öz, bu durumun fiziksel açlığın ötesinde, aç kalma korkusuyla insanları fazla yemek yemeğe ittiğini söylüyor. Bununla birlikte hızlı yemek yeme, tercihlerin kalorili besinlerden yana olması gibi yanlış seçimlerin kilo almada etkili olduğunun da altını çiziyor.

Ramazanda kilo almanın bir kural olmadığını, hatta birkaç noktaya dikkat ederek kilo vermenin de mümkün olabildiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi'nden Uzm. Dyt. Merve Öz, "Genel kural olarak; aldığınız kalori, harcadığınız kaloriden az ise kilo verebileceğinizi söyleyebiliriz. Bu durumda kilo vermek için 3 önemli nokta öne çıkmaktadır: sağlıklı ve düzenli beslenmek, fiziksel aktiviteyi artırmak ve yeterli miktarında su içmek" diyor. Dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralıyor…

Sahuru atlamayın
Kilo alınmasındaki en önemli etkenlerden biri yavaşlayan metabolizma... Ramazan Ayında sahura kalkılmadığında vücut çok uzun süre aç kalıyor. Bu durum kas yıkımına neden olduğu gibi metabolizmanın yavaşlamasına da neden oluyor. Metabolizmanın hızlanması için olabildiğince fazla öğün yapmak gerekiyor. Ramazanda; iftar, iftar sonrası ara öğün ve sahur olmak üzere en az 3 öğün beslenmekte yarar var. Uykusuzluk gibi bir endişeniz yoksa metabolizmanızı hızlandırmak için iftar ve sahur arasında beyaz çay ya da yeşil çay tüketilebilir.

Sahur sofranızda hafif gıdalar olsun
Sahurda, bütün gün aç kalma korkusu ile çok fazla yemeye yemek yenebiliyor. Önemli olan çok yemek değil, kaliteli yiyecekler tüketmek. Uzm. Dyt. Merve Öz, sağlıklı bir sahur öğünü geçirmek için önerilerini şöyle sıraladı: "Sahurda hamur işi, kızartma tüketmeyin. Bunun yerine kahvaltılık ve çorba iyi bir tercih olabilir. Kahvaltılık olarak; reçel, çikolata, bal, pekmez, yağlı peynirler yerine beyaz peynir, domates, salatalık, yeşillik, miktarını abartmadan zeytin tüketilmelidir. Yumurta, hem çok kaliteli bir protein kaynağı olması, hem de tok tutucu özelliğinden dolayı tercih edilmelidir.

İftarda hemen ana yemeğe yönelmeyin
Orucunuzu açıp çorbanızı yedikten sonra 15 dakika ara verip daha sonra ana yemeğe geçilmelidir. Beynimize doyma sinyali 20 dakika sonra gidiyor. Bu nedenle iftarda yemek öncesi ara vermek, yavaş yemeği sağladığı gibi porsiyon kontrolünü de kolaylaştırıyor. Ayrıca başlangıcı çorbayla yapmak doyma hissinin başlamasını ve kan şekerinin ani yükselmesine engel oluyor

Ana yemeğinizin yanındaki salata olsun
Salata mide hacmini doldurarak kalorili yiyeceklerden çok yemenizi engelleyecektir. Ayrıca salatadan alacağınız lif bağırsak tembelliğinizi rahatlatacağı için kilo vermenizde yardımcı olacaktır. Salatanıza mutlaka 1 tatlı kaşığı yağ ekleyin. Çünkü yağda çözünen vitaminleri almanız salatanıza yağ ekleyerek mümkün olacaktır. Fakat salatanıza daha fazla yağ ve sos eklemeyiniz.

Pide yerine tam buğday, siyez ya da tam tahıllı ekmek tüketin
Pide beyaz ekmek olduğundan, kan şekerinde ani artışa neden olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Beslenme ve Diyet uzmanı Merve Öz, " Ne yazık ki iftarda sıcak pide lezzeti nedeniyle sınırlar da aşılabiliyor. Bu durumda gereksiz karbonhidrat tüketimine neden olur. Pide yerine en kaliteli karbonhidrat olan ekmek tüketilmelidir. Fakat tüketeceğiniz ekmek tam buğday, siyez, tam tahıllı, çavdar ekmeği olmalıdır. Kansızlık problemi yaşanmıyorsa kepek ekmeği de tüketilebilir" diyor.

Pilav, makarna, patates yerine ekmek ya da bulgur pilavı tüketin
En kaliteli karbonhidrat ekmek olduğundan pilav, makarna ve bulgur pilavı yerine ilk önerim ekmek olacaktır. Çünkü tam buğday ekmeği gibi kaliteli ekmekler hem doygunluğu artıracak hem de kan şekerinde ani artışlara neden olmayacaktır. İkinci önerim ise; illa pilav, makarna ve bulgur pilavından birini yiyecekseniz tercihinizi bulgur pilavı yönünde kullanmanız olacaktır. 3 yemek kaşığı pilav, makarna ve bulgur pilavını, 1 dilim ekmek yerine sayabilirsiniz.

Tatlı ihtiyacınızı meyvelerden karşılayın
Ramazan Ayında kilo almanın en önemli nedenlerinin başında tatlı geliyor. Bir dilim baklava 260 kalori iken, 1 porsiyon meyve 60 kaloridir. Bu yüzden; tatlıdan alacağınız kalori yerine vitamin ve mineral deposu meyve tüketiniz. Tatlı tüketecekseniz eğer; şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlı veya dondurma tüketiniz.

Meyveyi 2 saat ara vererek, ara öğün niyetine tüketin. Glisemik indeksi yüksek karpuz, kavun, muz gibi meyveler yerine; glisemik indeksi düşük elma, armut, çilek, erik gibi meyveler tüketebilirsiniz.

Protein ihtiyacınız için süt, yoğurt, kefir tüketin…
Protein yetersiz tüketildiğinde kas erimeleri meydana geliyor. Bu yüzden protein ihtiyacın karşılanması önem arz ediyor. İftarda, sahurda ya da ara öğün olarak süt ve süt ürünleri tüketebilirsiniz. 1 su bardağı süte, mevsim meyvelerinden olan 8-10 tane çilek ve 1 tatlı kaşığı balı ekleyerek blendrdan geçirerek harika bir ara öğün oluşturabilirsiniz. Hazırladığınız çilekli sütü tatlı yerine de tüketebilirsiniz.

Bağırsak tembelliğine dikkat edin
Düzenli olarak tuvalete çıkmak ve bağırsaklarınızı temiz tutmak vücut sağlığınız için çok önemli bir faktördür. Bağırsak tembelliği için lifli yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Merve Öz, "Bu noktada sahurda ve iftarda tüketeceğiniz salata önem kazanmaktadır. Pazar tezgâhlarından kalmak üzere olan ve insülin kaynağı olan yer elması bağırsağınızı çok rahatlatacaktır." Diyor. Bununla birlikte sahurda ya da ara öğünde kefire yer verilmesinin yarar sağlayacağını hatırlatan Uzm. Dyt. Merve Öz, diğer önerilerini şöyle sıralıyor: "Kuru kayısı, kuru erik, kuru incir, armut bağırsaklarınızı rahatlatan meyveler arasında yer almaktadır. Bağırsak tembelliğini uzun süredir yaşıyorsanız gece yatmadan ılık suyun içine 3 adet kayısı atınız. Sahura kalktığınızda suyu içip kayısıları yiyebilirsiniz. Kuru kayısı glisemik indeksi yüksek bir meyve olduğundan şeker hastaları bu tarifi dikkatli uygulamalıdır."

Orucunuzu Su ile Açın
Yeterli su tüketimi, metabolizmanın hızını artırdığı ve iştahı azalttığı için kilo vermede de en önemli yardımcılardan birini oluşturuyor. İftarı da bir bardak ılık suyla açmak tokluk hissini artıracağı için daha az yemenize yardımcı olacak. Günlük olarak alınması gereken su miktarının kişinin kilosunu 30 ml ile çarparak bulabileceğini hatırlatan Dyt. Merve Öz, "Günlük almanız gereken su miktarını hesapladıktan sonra bu miktarı, iftar ile sahur arasında tüketmeye özen gösterin.

Duygusal Açlığınızı Fark Edin


Ramazan Ayının duygusal açlığın fark edilmesi açısından da en uygun zaman olduğunu söyleyen Dyt. Merve Öz, "Birden aklınıza, açlığınızı giderecek yiyecekler yerine; çikolata, bisküvi gibi gıdaları yemek geliyorsa bu durumunuz duygusal açlıktan kaynaklanıyordur. Aslında bu yöntem farkında olmadan, o an yaşadığınız stres ya da olumsuz duyguyu geçici olarak rahatlatmak için kullanılır. Eğer kendinizde bu şekilde duygusal bir açlık fark ettiyseniz önlem almanız gerekir." diye konuşuyor.
Duygusal açlığı gidermek için, kişinin kendini yemekle meşgul etmek yerine, başka uğraşlar bulması gerektiğini anlatan Dyt. Merve Öz, sözlerine şöyle devam etti: "Yürüyüş yapmak, kahve içmek, kitap okumak, müzik dinlemek, dans etmek bu uğraşlardan olabilir. Ayrıca ortam değiştirmek, nefes egzersizi yapmak da etkili olacaktır. Bunları denediğiniz halde başarılı olamazsanız Bilişsel Davranışçı Terapi İle Sağlıklı ve Kalıcı Zayıflama Programı yarar sağlayacaktır."



--
5/20/2019 12:59:00 ÖS tarihinde VEKA MEDYA tarafından Kadın Sağlıklı Yaşam adresine gönderildi

Bu blogda yeni yayın e-postalarına olan aboneliği iptal edin.
*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

'Kiwimedi.com' ile salgın döneminde bir tıkla dünya çapında sağlık hizmeti

'Kiwimedi.com' ile salgın döneminde bir tıkla dünya çapında sağlık hizmeti

Koronavirüs salgının etkileri devam ederken, özellikle sağlık sektöründe tüm dünyada çok büyük bir kriz ortaya çıktı. İngiltere merkezli “kiwimedi.com" tedavi arama platformu, tüm dünyaya yayılan ağıyla uluslararası sağlık ve tedavi arama hizmeti sunuyor.  KiwiMedi Türkiye Direktörü Metin Şeref, 46 ülkede erişime açık platform "Yenilikçi sağlık turizmi" konusunda öncüler arasında gösterildiğini kullanıcıların doğrudan sağlık sunucusuna ulaşabildiğini ve sağlık kurumu ile hasta arasında ortaya çıkabilecek iletişim aksaklıklarını ortadan kaldırdığını belirtiyor.
 
Koronavirüs salgını iyi planlanmış, ulaşılabilir ve hızlı sonuç alınabilen bir sağlık sisteminin toplum açısından önemini tüm dünyaya gösterdi. “KiwiMedi” tedavi arama platformu, salgının etkileri sağlık sistemlerini tehdit etmeyi sürdürürken, kullanıcılarına tüm dünyada güvenilir, etkili ve hızlı modern sağlık turizmi hizmeti sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Projenin Türkiye direktörü Metin Şeref, modern sağlık turizmi olgusunu benimsediklerini belirterek, “2021 yılı başında Türkiye faaliyetlerini resmi olarak başlatma kararı aldık. Türkiye’nin sağlık turizmi potansiyeli yüksek ülkelerden biri olduğunu biliyoruz. Hali hazırda Avrupa, Yakındoğu, Asya, Amerika ve Afrika coğrafyasında olmak üzere dünya genelinde 46 ülkede güvenilir 372 hastane ve klinik ile binlerce uzman doktorla çalışıyoruz. “KiwiMedi” ile hastaların tıbbi görüşlerini kolayca alıyor, yurtdışında uygun fiyatlı, yüksek kaliteli tıbbi tedavi zamanını planlanıyor ve sağlık sorunlarına çare bulunması için çalışıyoruz” diye konuşuyor. Platformla ilgili detaylı bilgiler paylaşan Metin Şeref şunları söylüyor:
 
“KOMİSYON ORTADAN KALKIYOR”
 
 İş modelimizle, hastane ve klinik sağlık sunucuları ile hastalarla direk iletişim sağlanıyor. Yerel aracı kuruluşlar da etkin bir şekilde yararlananabiliyor. Yenilikçi sağlık turizmi yaklaşımı ile hasta durum değerlendirme ve fiyatlama konusundaki iletişim aksaklıkları ortadan kalkıyor. Hastanelerin hasta üzerinden ödedikleri komisyon da ortadan kalkıyor. Ödeme ve fiyatlandırma sağlık hizmeti alan ile hizmeti sunan arasında herhangi bir aracı ve komisyon ödemesi yapılmıyor. 

“46 ÜLKEDEN 372 SAĞLIK KURULUŞU SİSTEMDE AKTİF”
 
Hali hazırda 372 civarı 46 ayrı ülkeden sağlık kuruluşu sistemde aktif. Aylık 500 bin trafik ve etkileşim hedefi olan dijital portalde yer alan sağlık sunucularımıza sıralamada zamanla üst sıralara çıkartarak, sistemdeki hastane ve kliniklerin aramalarda eşit görünmesini sağlıyoruz. Hastalar, hastane hakkında tanıtım, makale, yorumlara, videolara ve genel bilgilere çok daha rahat ulaşabiliyor. Sağlık kurumlarının bu sayede küresel pazarda tanıtımı en iyi şekilde yapılırken, bilinirlikleri ve marka değerleri de artıyor. Ayrıca döviz kazandırıcı hizmet kapsamında değerlendirilen bu çalışmalar devlet teşviki kapsamındadır.
 
“360 DERECE İLETİŞİM MANTIĞI”
 
Kiwimedi.com tedavi arama portali aynı zamanda çok güçlü bir reklam mecrası. Çeşitli dijital, yazılı veya görsel reklam mecraları da 360 derece iletişim mantığıyla kullanılıyor. Anlaşmalı olduğu “Google News- Newswire Accesswire-AP” gibi alanları etkin bir şekilde kullanarak, makale ve tanıtım metni yayınlanması gibi çalışmalarla, platformda yer alan sağlık sunucularının (Hastane, klinik, doktor, rehabilitasyon merkezi, sağlık oteli, sağlık turizmi aracı kuruluşu vb.) başta Avrupa olmak üzere uluslararası platformda tanıtımını artırırken, SEO desteği de sağlıyoruz. Platformunuz sağlığını geliştirmek ve iyileştirmek isteyenler ile tedavi olanağı sunan ve sağlığı geliştirmeye yardımcı olan merkezleri global bir ağda buluşturuyor. Dünyanın her tarafında sağlığını arayan, sağlığını geliştirmek isteyen insanlarla sürekli etkileşim halindeyiz.
 
'Kiwimedi.com' ile salgın döneminde bir tıkla dünya çapında sağlık hizmeti
KiwiMedi Türkiye Direktörü Metin Şeref



“EN İYİLER LİSTELENİYOR”

Peki, uygulama nasıl çalışıyor. Uygulama en iyi sertifikalı ve teknolojik açıdan en iyi hastaneler klinikler ile doktorları listeliyor. Kullanıcılarının tedavisi için en uygun sağlık kuruluşu ve doktoru bulmalarına yardımcı oluyor. Daha önce Kiwimedi platformunu kullanan kişilerin, hastaneler, klinikler, doktorlar ve diğer sağlık sunucuları hakkındaki  kullanıcı yorumlarını ve değerlendirmelerini, puanlamalarını görülebiliyor. Sağlığını geliştirmek ve iyileştirmek isteyenler ile tedavi olanağı sunan ve sağlığı geliştirmeye yardımcı olan merkezleri global bir ağda buluşturuyor. Kullanıcılarına kaliteli bakım, alternatifli, güvenli, daha kısa bekleme süreleri olan, ekonomik seçenekler sunuyor. Böylelikle kullanıcıların tüm dünya çapında sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırıyor ve geliştiriyor. 

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

29 Nisan 2021 Perşembe

Tanısı zor konulan dermatolojik hastalıklara dikkat

Deride kabarma, kızarıklık, renk değişiklikleri, kaşıntı, döküntüler ya da iltihaplı şişlikler… Cilt hastalıkları genellikle bu belirtilerle gelebiliyor. Ancak tanısı zor konulan dermatolojik rahatsızlıklar hastaların doktor doktor gezmesine, yanlış teşhis sonucu tedavilerinin gecikmesine ya da pek çok olumsuz etkiye yol açabiliyor. 

Cilt hastalıkları konusunda uzman doktorlara başvurulması ve vakit kaybedilmeden tedaviye başlanması önem taşıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Özer Arıcan, tanısı zor koyulan dermatolojik hastalıklar konusunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Cilt sorunlarında önce dermatoloji uzmanına başvurulmalı

Cilt hastalıklarında tanı süreci, tablonun karmaşıklığı ya da belirtilerin benzerlik göstermesi nedeniyle bazen güçleşebilmektedir. Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen cilt hastalıklarında ilk önce dermatoloji uzmanına başvurulması gerekir. Tedavi süreci başladıktan sonra yanıt alınamıyorsa farklı dermatoloji uzmanlarından görüş alınabilir. Örneğin çocuk hastalardaki cilt rahatsızlıklarında bazen önce farklı branşlarda ilaç tedavisine başlanabilmektedir. Farklı ilaçların kullanılması bu lezyonların görünümünü bozarak dermatoloji uzmanının tanı koymasını zorlaştırabilir. Dermatolojide lezyonun yerleşimi, süresi, dağılımı, tipi, şekli ve değişimi tanı kriterlerini oluşturur. Bir lezyonun sırt ve karın bölgesinde çıkmasıyla kol bacak gibi bölgelerde çıkması farklı hastalıkları akla getirebilmektedir.

Farklı uzman görüşleri gerekebiliyor

Dermatoloji bölümü olarak hastalıklara teşhis konulurken bulgular doğrultusunda en sık görülenden en nadir görülene doğru gidilmektedir. Örneğin yüzde kızarıklıkla başvuran bir hastada kızarıklıkların durumuna göre rozasea, seboreik egzama ya da atopik dermatitten şüphelenilebilir. Oysa bunların yanında halk arasında kelebek hastalığı olarak bilinen lupus ya da dermatomiyozit gibi hastalıkların da düşünülmesi gerekmektedir. Görülme sıklığı az olan bu hastalıklar rahatlıkla göz ardı edilebilmektedir. Ya aynı uzmana birkaç ziyaret sonrası ya da farklı uzmanlara gidildikten sonra gerçek tanıya ulaşılabilir. Bazı hastalıklarda ise kan testleri ve biyopsiler yardımıyla erken tanı konulabilmektedir.

Hastalığınız alerji kaynaklı olabilir

Alerjik hastalıklar cilt hastalıklarıyla çok sık karıştırılabilmektedir. Örneğin atopik dermatit, günümüzde çok sık görüldüğü için sedef ve gül hastalığı olarak adlandırılan "pityriasis rosea" ile çok rahat karışabilmektedir. Kelebek hastalığı denilen "lupus" hastalığının deri bulguları egzama ile karışabilir. Sifiliz yani frengi pityriasis rosea adı verilen hastalık ile karışabilir, özellikle genç erkek hastalarda akla gelmelidir. Bu nedenle; deri şikayetleri sürdükçe bir dermatoloji uzmanı ile görüşmenin ihmal edilmemesi gerekmektedir.

Şikayetlerinizi eksiksiz aktarın

Bazen hastalarda cilt problemlerine eşlik eden diğer bulgular olabilmektedir. Hastalar içinde bulundukları durumu tam olarak ifade edemedikleri için de tanı gecikebilmektedir. Tedaviye rağmen şikayetleri geçmeyen hastaların yeniden kontrole gitmeleri gerekmektedir. Çünkü bazen hastalar uzun süre kontrollerine gitmediği için hastalıkların teşhis gecikebilmektedir. Burada hastaların tedavilerini yarım bırakmamaları ve kontrollerini aksatmamaları önem taşımaktadır. Mümkünse aynı doktora gitmeleri tanının daha çabuk konulmasını sağlayabilir.

Koltuk altı ve kasık bölgesindeki lezyonlara dikkat!

Tanısı zor konulan hastalıklardan birisi 'hidradenitis suppurativa'dır. Erken dönemde koltuk altı, kasık gibi bölgelerde sık tekrarlayan iltihaplı lezyonlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Genellikle genç yaşlarda başlar. İlk muayenede tanı konulması zor bir hastalıktır. Hastalığın seyri, atakların sıklığı ve lezyonların bıraktığı izler önem taşımaktadır. Şiddeti çok değişken olabilmektedir. Şiddetli geçirildiği vakalarda hastanın günlük yaşamını, cinsel yaşamını etkileyebilmektedir. Bu hastalığın tedavisinde etkili olan ilaçlar bulunmaktadır. Önemli olan hastalığın tedavisine en erken şekilde başlanmasıdır. Koltuk altı ve kasık bölgelerinde sık tekrarlayan iltihaplı lezyonları olan hastaların mutlaka bir dermatoloji uzmanına görünmeleri gerekmektedir.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Mevsiminde tüketilen bitkiler hastalıktan koruyor

Yurt dışından getirilerek mevsimi dışında tüketilen meyve ve sebzelerin hastalıklara davetiye çıkarıyor.

Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Araştırma Görevlisi ve Diyetisyen Fatma Özsel Özcan, "Mevsimine uygun yemekle yerel ürünü ve bölgemizdeki yerel tarımı desteklemiş oluruz. Böylece daha az nakliye, daha az soğutma ve enerji kaybıyla doğanın döngüsüne zararı da en aza indiririz" dedi.

Geçmişte insanların tüm meyve ve sebzeleri mevsiminde yediklerini belirten Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Araştırma Görevlisi ve Diyetisyen Fatma Özsel Özcan, her mevsimin kendi güzelliğini farklı meyve ve sebzelerle sunduğunu söyledi. Ancak ticaret ağının gelişmesiyle farklı ülkelerin meyve ve sebzelerini her mevsim yemenin mümkün olduğunu anlatan Özcan, dünyanın öbür ucundan gönderilen tropikal meyve ve sebzeler ile seralarda üretilip olgunlaşmadan dağıtımı yapılanların metabolizmamıza uygun olmadığını açıkladı. Özcan, atalarımızın tanımadıkları ve alışkın olmadıkları bitkilere karşı her zaman mesafeli olduklarını söyledi.

Olgunlaşmamış meyvelere dikkat

Sızıntılı bağırsak hastalığı gibi bağışıklık hastalıklarının ve kanserin artışına bir neden de yeni dünya sebze ve meyveleriyle çok içli dışlı olmamızı işaret eden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Olgunlaşmamış -etil ve metilbromür gazı sıkılarak yol boyunca olgunlaştırılan- sebze ve meyvelerde daha çok bulunan lektin neredeyse tüm bitkilerde bulunan bir proteindir. Gluten son zamanlarda diyetle beraber popülerliği artan bir lektin türüdür. Lektinlerin birçok türü bulunmasına karşın bitkiler olgunlaşmadan yenilmeye karşı çıktığı için tohumlarında bu sindirimi güç lektinleri üretirler. Olgunlaşan bitkilerde früktoz düzeyi artar ve lektin etkinliği azalır. Mevsiminde tüketilmeyen sebze ve meyvelerin lektin içerikleri yüksek olur. Bağırsağımızın küçük dostları probiyotikler bu durumdan hiç hoşlanmazlar."

Yerel ürünle yerel tarımı destekleyin

Yaz meyvelerinin ferahlık verirken bir taraftan da beta karoten içeriğiyle bizi güneş ışınlarından, kış mevsimindeki portakal ve mandalinanın ise enfeksiyonlardan koruduğunu belirten Özcan, "Mevsimine uygun yemekle yerel ürünü ve bölgemizdeki yerel tarımı desteklemiş oluyoruz. Böylece daha az nakliye, daha az soğutma ve enerji kaybıyla doğanın döngüsüne zararı en aza indiriyoruz. Diğer yandan hangi yönetmeliğe göre yetiştirildiğini bilmediğimiz bir ürünü de tüketmemiş oluyoruz. Bilinmeli ki Türkiye'de yasak sayılan bazı gazların tarım alanlarına salınımı dünyanın bazı yerlerinde kabul görebiliyor" ifadelerini kullandı.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

İnsan aç olmadan neden yemek yer?

İnsan aç olmadan neden yemek yer?

Acıkmadan yemek yeme, fazla kilolara ve birçok sağlık sorununa neden oluyor. 

Beykoz Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Y. Birol Saygı, aç olmadan yemek yemenin  'akılsız beslenme' olduğunu belirtiyor.  Saygı, "Akılsız açlık durumunda, duygularınızı yener ve dizginlerseniz sağlıklı olmanız kolaylaşır. Akılsız açlıkla başa çıkmak için, duygularınızı kontrol edecek, egzersiz ve meditasyon gibi sağlıklı yollar bulun. Daha bilinçli yemek yeme arayışınızda, size destek olabilecek arkadaşlarınızla bir araya gelin. Abur cuburları evinizin dışında tutun" diyor.

Sinirlenince acıkıyor musunuz? Yorulunca yemek yiyerek mi dinlendiğinizi hissediyorsunuz? Alkol alınca mideniz mi kazınıyor? Bütün bu sorulara, 'evet' yanıtını veriyorsanız, 'akılsız beslenmenin' pençesine düşmüş olabilirsiniz. Beykoz Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Y. Birol Saygı, acıkmadan yemek yemenin insan sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor. Akılsız yemenin bir maliyeti olduğunu belirten Saygı, "Acıkmadan yemek yeme, kilo almaya ve kan şekeri gibi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu sağlıksız döngü, açlığın gerçek olup olmadığını anlamadıkça ve bu yeme istediğini durduracak alternatif yollar bulmadıkça devam eder" diyor.

"Duygularınızı kontrol altına alın"

Profesör Saygı'ya göre, açlık hissettiğinizde önce gerçekten yemeğe ihtiyacınız olup olmadığını saptamalısınız. "Gerçek açlık sizi yavaşça vurur ve ertelemek kolay olabilir" diyen Saygı, "Duygusal veya akılsızca yeme çabucak ortaya çıkar ve belirli yiyecekleri istemenize neden olur. Yakınlarınızda yemek varsa kendinizi bilinçsizce tüketiyor bulabilirsiniz. Bu, sizin aşırı yemek yemenizi ve sonrasında da kendinizi suçlu hissetmenizi sağlar" diye konuşuyor.

 Saygı, akılsız yemenin nasıl durdurulabileceğini ise şöyle anlatıyor: "Akılsız açlık durumunda, duygularınızı yener ve dizginlerseniz sağlıklı olmanız kolaylaşır. Egzersiz veya meditasyon gibi duygularınızı kontrol altında tutacak sağlıklı yollar bulmalısınız. Daha bilinçli yemek yeme arayışınızda, size destek olabilecek arkadaşlarınızla bir araya gelin. Abur cuburları evinizin dışında tutun."

İnsan acıkmadan neden yemek yer?


Stres fazla yemek yedirir: Uzun süreli stres vücudunuzu, "savaş veya kaç" sisteminizde rol oynayan bir hormon olan kortizol ile doldurur. Stres sizin için neredeyse sabit bir durumsa, bu kortizol seviyeleri yüksek kalır ve atıştırmalıklara ulaşmanızı sağlar.

Yorgunluk açlığı tetikler: Yeterince dinlenemediğinizde, yemek yemeyi istemenize neden olan grelin hormonu seviyeleriniz yükselir. Bu arada, açlığı ve yeme arzusunu azaltan bir hormon olan leptin seviyeleriniz düşer. Bu iki hormon, açlık hissini kontrol eder. Sonuçta, vücudunuzun yiyeceğe ihtiyacı olmasa bile kendinizi aç hissedersiniz.

Sinirler gerilince mide kazınır: Yeme faaliyeti, insanın kendini sinirli hissettiğinde oluşan ekstra enerji için kullanışlı bir çıkış noktasıdır. Bu nedenle, yemek yeme, kişiyi tedirgin eden şeylerden uzaklaştırır. İnsan, hiç yemek yemeyerek de stresini yönetebilir. Bu, vücudunuz açlıktan öldüğünü düşündüğü için sisteminizi yavaşlatabilir. Sonunda yemek yediğinizde, aşırıya kaçma olasılığınız artar.

Kaygılar yeme bozukluğuna neden olur: Anksiyetenin yeme bozuklukları ile güçlü bir bağlantısı vardır. Aşırı yemek, endişelerinizi ve stresinizi yönetmenize yardımcı olmanın bir yolu olabilir. Genler, depresyon ve duygudurum bozuklukları, travma, bağımlılık ve istismar gibi faktörler, duygularınızı yönetmenin bir yolu olarak yemek yeme olasılığını artırabilir.

Akran baskısı yemek yemeye zorlar: Sosyal bir etkinliğin eğlencesine kapılıp aç olmadığınız halde kendinizi yemek yerken bulabilirsiniz. İnsan, toplulukla birlikte hareket etme zorunluluğu hisseder.

Alkol, yemek konusundaki çekingenliği azaltır: İçki, insanın çekingenliğini azaltır. Bu da insanı daha rahat yemek yemeye iter.  Araştırmalar, alkol tüketmenin beynin kendi kendini kontrol eden bölümünü etkilediğini ve lezzetli atıştırmalıklara direnmeyi zorlaştırdığı gösteriyor. Bu da kişinin yağ ve şekerle dolu, daha az sağlıklı şeyler yeme olasılığını artırır.

Yemek reklamları tetikleyicidir: Araştırmalar, yiyeceklerle ilgili ve içinde yiyecek bulunan reklamların, kişiyi kısa sürede yemeğe yönlendirdiğini, hatta eline geçenleri hemen yedirdiğini gösteriyor.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

Deniz Miyas'in kariyeri

Deniz Miyas'in kariyeri!

Yükselen yıldız: Deniz Miyas

Deniz Miyas kimdir? Deniz Miyas’ın Kariyeri! Deniz Miyas Hakkında! Gibi birçok başlığı bu yazımızda ele alacağız. Gelin lafı fazla uzatmadan yazımızda geçelim.

Deniz Miyas’ın Kariyeri! 

Gün geçtikçe adından sıkça söz ettiren hatta yeni yıldız diye anılan Deniz Miyas hakkında  birçok kişi çok az şey bilmekte. Aslında onun bu başarısı şans eseri bir anda ortaya çıkma İş aksine bu uğurda büyük fedakarlıklar vererek bu başarıya ulaşan ünlülerden biri. Yukarıda da sizlere dediğim gibi Deniz Miyas hakkında bugün sizlere birçok bilgi vereceğim. Gelin hemen başlayalım.

Yaklaşık 3 yıl boyunca profesyonel mankenlik yapan Deniz Miyas uzun süredir birçok marka ile iş birliği de yapmış. Hatta geçtiğimiz yıllara dünyaca ünlü marka Prada ile anlaşma yapmış ve çekimlerinde boy göstermiş. Yükselen bir yıldız demiştik kendisine İnstagram’da yaklaşık 500 bin takipçisi bulunan Deniz Miyas zirveye giden yolu hızlı adımlar ile tırmanmakta. Özellikle mankenlik işini icra etmek diğer çekim işlerine nazaran daha fazla tecrübe ve profesyonellik istemekte. Bildiğiniz gibi anlık pozlar ve uzun saatler çekimleri süren işlerde deneyimin farkını hemen anlamaktayız.

Deniz Miyas’ın gittikçe ünlendiğini söylemiştik. Gerek sosyal medya gerekse marka iş birlikleri ile zirveye doğru hızlıca çıkan Deniz Miyas verdiği bir konuşma da kendisine Avrupa ve Asya da bulunan birçok ajansdan dizi ve film teklifleri geldiğini söylemekte. Ama kendisi Türkiye’de çalışmak istediğini de ayriyeten belirtmekte.

Deniz Miyas’ın bu derece ünlülüğe gelmesini şans eseri olmadığına söylemiştik. Miyas kendisinin bu evreye gelmesini asla pes etmemek olduğunun altını çizmekte. 3 yıl boyunca hem kariyer anlamında kendini geliştirmiş hem de kişisel anlamada geliştirmiş. Kariyerinden yeteri kadar bahsettiysek biraz da onun kişisel yaşantısından bahsetmekte fayda var.

Deniz Miyas her ne kadar ışıltığı görünse dahi mütevazılığı ve konuşması da bir hayli iyi. Uzun yıllar yurt dışında yaşamış olsa da Miyas’ın özellikle Türkçesi oldukça iyi derecede. Birazcık bozukluk var ama o da bize şu sözü hatırlatıyor. “Her güzelin kusuru vardır.” Ama siz buna kusur dermisiniz o ayrı. Miyas fiziği ile ayriyeten ön plana da çıkmakta.


Deniz Miyas'in kariyeri!


*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!

26 Nisan 2021 Pazartesi

Diş eksikliğinin 8 zararı

Birçok kişi eksik dişlerle yaşamını idame etmeye çalışsa da gerçek şu ki; eksik dişler birçok olumsuzluğu beraberinde getiriyor.

Hospitadent Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Utku Üretürk, "Eksik dişler estetik, fonksiyon kaybı, fonetik etki ve çeşitli psikolojik etkilerle yaşantımızı zorlaştırıyor" dedi.

Eksik dişlerin yerine diş kaybı sonrası en kısa sürede diş yapılması gerektiğini ve eksik dişin yerine uygulanabilecek en sağlıklı tedavi alternatifinin İmplant olduğunu söyleyen Hospitadent Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Utku Üretürk, eksik dişin zararlarını açıkladı.

1)Eksik diş görüntüsü kişinin öncelikle gülüşünü bozarak kişinin özgüveninin azalmasına, sosyal ilişkilerinde zorluklara neden olur. Ayrıca dudak ve yanakların çökmesine ve kırışmasına neden olarak yüzde daha yaşlı ve zayıf bir görüntü oluşturur.

2) Eksik diş bölgesinde komşu dişlerin devrilmesine, karşıt dişlerin eksik diş bölgesine uzamasına ve dolayısıyla çiğneme fonksiyonunun azalmasına neden olmaktadır.

3) Devrilen ya da uzayan dişlerde temizlik ve bakım zorlaşacağı için çürük, hassasiyet, diş eti iltihabı nedeniyle ağrı ve diğer dişleri kaybetme riski de artmaktadır.

4) Eksik dişler nedeniyle alışılmış çiğneme düzeni de değişir. Sağlıklı bir çiğneme çift taraflı olurken tek taraflı çiğneme ile çene eklemlerinde ağrı, ses, kilitlenmeler oluşabilir.

5) Eksik diş bölgesinde çiğneme fonksiyonu olmadığı için çene kemiğinde rezorpsiyon dediğimiz incelme ve erimeler olmaktadır.

6) Diş eksiklikleri ayrıca diğer dişlerin aralarının açılmasına ve dişlerin orta hattı ile yüzün orta hattı arasında uyumsuzluğa ve asimetrik görünüme yol açabilir.

7) Eksik diş nedeniyle yeterince çiğnenmeyen ve öğütülmeyen besinler, bütün olarak yutulduğunda hazımsızlık, şişkinlik ayrıcagastrit ve ülser gibi mide problemlerine yol açabilir.

8) Eksik diş nedeniyle iyi çiğnenmeden yutulan yiyecekler kilo alımına sebep olabilir.

*Kafe Medya ile tanıtım için tıklayın!